AKP, NEREYE KOŞUYOR?…

Kürşat Cücük

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Cumhurbaşkanı Erdoğan boşuna “kuvvetler ayrılığı elimizi, ayağımız bağlıyor” demedimi  yıllar önce . Yargıda, yürütmede ve yasamada görülmemiş gelişmelere ve skandallara imza atan AKP Hükümeti, son birkaç gün içindeki gelişmelerle birlikte, yeni dönemin nasıl geçeceğini bir kez daha deklare etmiş oldu.

33 yıl önce öldürülen Uğur Mumcu’nun davasını zaman aşımıyla karşı karşıya bırakan, Hrant Dink davasını birkaç tetikçi ile sınırlayan, seçilmiş milletvekili Can Atalay’In Anayasa mahkemesi kararlarına karşı çıkan; hukukçuları, müzisyenleri ucuz senaryolarla cezaevlerine tıkanların, gazetecileri, akademisyenleri hedefe koyanların, “savaş sadece silahla yapılmaz fırçayla, kalemle, enstrümanla da yapılır” gibi sözler sarfeden, yasak ve sansürde sınır tanımayanların iktidarında, mahkemelerin başka türlü davranmalarını beklemek zaten mümkün değil.

İktidar için bir süredir işler iyi gitmiyor. Farklı eğilimlerdeki araştırma şirketlerinin anketlerinden çıkan sonuç aynı: İktidar bloku partilerinin ve AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oyları düzenli olarak düşüyor.

REKLAM ALANI

Ekonomik kriz emekçiler için dayanılmaz boyutlara ulaştı. Geçmişte rant projeleri üzerinden yoksulluk ve işsizlik bir nebze sürdürülebilir halde tutulabiliyor, sıcak para bolluğu sayesinde düşük faizli kredilerle tüketim pompalanabiliyordu. Son birkaç yıldır yaşanan kur krizleri ile artan işsizlik, yoksulluk ve yaşam pahalılığı önce “dış mihraklar” demagojisiyle geçiştirildi. Ancak ekonomik krizin derinleşerek sürmesi, demagojinin ikna ediciliğini ortadan kaldırdı.

Çılgın projeler artık etkili olmuyor. Bir zamanlar havalimanı, köprü ya da duble yol inşaatları üzerinden Türkiye’ye çağ atlattığı yanılsamasını yaratabilen iktidar, bugün çıtayı yükseltip yerli otomobil ve uzay projeleri açıklamaya başladığı halde eski heyecanı yaratamıyor. Cepler ve tencereler boş olunca hiçbiri para etmiyor.

Bunun yanında Türkiye’de özellikle genç kuşaklar AKP’nin hayal dünyasındaki kalıplardan çok uzakta. Gericiliğin kan kusturduğu kadınlar İstanbul Sözleşmesi ile  Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun sayesinde kazandıkları güvencelerin farkındalar ve bundan vazgeçmek istemiyorlar. Boğaziçi direnişi de halk nezdinde meşruiyetini koruyor ve iktidarın yurttaşların bir bölümünün yaşam tarzlarına ve cinsel yönelimlerine yönelik saldırganlığı kabul görmüyor.

Artık gericilik ve nefret söylemi pompalamak da iktidarın beklediği etkiyi uyandırmıyor. Gericilik şovuna çevrilen İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı da Boğaziçi direnişini marjinalleştirmek için çıkarılan provokasyonlar da AKP’nin umduğu birlikteliği sağlamıyor. Artan yoksulluk iktidarın herhangi bir alanda rıza üretme kapasitesini çok daraltıyor.

AKP bu düzeyde bir çaresizliği bugüne dek yaşamamıştı. AKP açısından bugünküne en fazla benzeyen dönem, AKP’nin tek başına iktidar olma fırsatını ilk kez yitirdiği 31 Mart seçimleriydi. Ancak o dönemde seçmen desteğindeki düşüşe karşın iktidar birkaç açıdan daha güçlüydü. İktidarın çıkışsızlığını bir dizi örnekte görmek mümkün. Son yıllar da dört kez Merkez Bankası Başkanı değiştiren bir iktidarın ekonomik krizden çıkış stratejisi olduğu iddia edilebilir mi? Ve sonrası Mehmet Şimşekle söz de can simidi olma isteği ve radikal dinci gazetelerce hedef gösterilmesi bu çıkmazlığın kendi aralarındaki çelişkiler değil bir rantiye kavgası olması muhtemel..

Çıkışsızlık uzadıkça Erdoğan’ın kendi örgütü üzerindeki otoritesi de zayıflıyor. Sistem “yüzde 50 +1”e kilitlendiği için Erdoğan yüzde 1’lik öbeklere bile muhtaç halde ve bu yüzde 1’lik dilimleri ellerinde tutan çıkar odakları da bunun farkında. Şimdi ön görebildiği zemin, MHP dışında ki bir partinin desteği hariç bir arkadaş partisi yok! Seküler   yapının çokça yüzde yetmiş olduğu bir ülkede , dinci ve etnik kimliklerin halk karşılığı olmadığını da biliyor..!

Her alanda yalpalıyorlar ve inandırıcılıktan uzaklar. Üstelik başkanlık sistemi de AKP’nin vadettiğinin aksine, koalisyonlar dönemini ortadan kaldırmak bir yana, koalisyonlara dayalı denklemi süreklileştirdi ve AKP’nin manevra yeteneğini çok azalttı.

Bu noktada solun da kendi stratejisini doğru kurması, düzen siyasetinin parçalı ve tutarsız karakterine kendini kaptırmaması gerekiyor. Sadeleştirmek gerekirse, son birkaç günde yaşanan gelişmeler AKP’nin tüm çıkış arayışlarının emperyalizmle pürüzleri giderme, gericileşme ve piyasacılık eksenlerinde olacağını gösteriyor. Bu nedenle Türkiye’nin bağımsızlığına, laikliğe ve emeğin kazanımlarına yönelik saldırılar ciddiye alınmalı, bu alanlardaki gerçek saldırılara yanıt üretilmeli. Dolayısıyla sol, kendini AKP’nin yarattığı yıkımın tüm düzlemlerinde muhatap haline getirmeli.

DİKKAT !!!!  çekilmesi gereken ise son günlerin bir stratejik bir ön manevrası olarak gördüğüm mutlak butlan üzerine AKP nereye koşuyor olmasıdır. Yılan hikayesi haline gelen ve taraf olmayanların , taraf gibi görünmesini lanse ettirileni, CHP ‘ nin içselleştiremediklerini bertaraf edilmesinin önü açılan hamlelerin , kursak da kalan son bir parçanın yutulmamasını sağlamaktır. Evet  1 temmuz da da çıkmayacak butlan dedikleri…Öngörüm bir baskın seçim için yapılan ve sadece Erdoğan tarafından bilinen bir tarih sürecinde karar verileceğidir.

Erdoğan’ın tek isteği bir baskın seçimle ki; bu aralık ayında karar verileceği, 2027 de Ocak , emekli ve asgari ücrette bir iyileştirme  yapılarak tüm olanakların açıldığı bir düzlemde ,karışmış ve tüm ağır yükleri almış bir CHP ‘nin tahminsel olarak 2027 martın da bozguna uğratma manevrası olarak gözlemliyorum..

Türkiye’nin egemenlik hakkının ve barışın teminatı olan bir  uzlaşma ve bütünlük, hemen ama hemen oluşturulmalı, CHP nin dağınıklığının giderilmesi en zaruri koşuldur. Ortak çağrım herkes elini taşın altına koyarak ,ortak bir kollaktif demokrasi cephesinin çağrı ve pratiği ile can damarlarının harekete geçmesidir.

Sol’un kavga başlığı; karşı devrimci tüm muhalif yapıya set koyacak ortak tavır ve Barıştır..UMUT ;bizim koştuğumuz yol  olmalı….

YAZARIN SON YAZILARI
AKP, NEREYE KOŞUYOR?… - 13 Mayıs 2026 09:43
BİR + MONARŞİ… - 4 Mayıs 2026 00:33
ÇOCUKLARI ÇETELERDEN KORUYUN.. - 21 Nisan 2026 00:33
POLİTİK GURUR; SANCHEZ - 12 Nisan 2026 23:58
İDEOLOJİK KARAKTER… - 6 Nisan 2026 00:56
AŞK DEVRİMCİDİR… - 24 Mart 2026 00:17
‘EPSTEİN UÇAK GEMİSİ’ - 12 Mart 2026 02:56
ULUS DEVLETE ,MONARŞİ KILIFI..! - 22 Şubat 2026 14:50
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ