ÇOCUKLARI ÇETELERDEN KORUYUN..

Kürşat Cücük

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Türkiye’de hem milli egemenliğin hem de çocukların önemini simgeleyen özel bir gündür.106.yılını kutlamanın çocuksu halimle onurunu taşıyorum. 23 Nisan, tarihimizin dönüm noktalarından biridir. Milletimiz egemenliğini, yurdumuzu ele geçirmek isteyen emperyalistlere ve bunlarla işbirliği yapanlara karşı savaşarak kazanmıştır, Bu nedenle egemenliğimiz, ulusal varlığımızın başında gelir.

Bayramı ne yazık ki yıla damgasını vuran Urfa ve Maraş daki , okullarımıza yönelik silahlı saldırılarda masum öğrencilerimiz ve  öğretmenimiz hayatlarını kaybetti. Tabiki düzeni sorgulanmadan sadece olayın bir travma olarak saklanması doğru değildir.

REKLAM ALANI

Son dönemlerde artık okullardaki çeteleşmeler elim olayların bir şuç makinasına dönüşmesi engeliyemiyor. Çocukların çeteler aracılığıyla suça sürüklenmesi, Eğer toplumun, çocukları ve gençleri  yönkendirici  ara kurumları yoksa, bu boşluk; tehdit edici bir dünyaya karşı çeteyi anlamlı ve koruyucu bir yoldaşlık biçiminde ortaya çıkarır. Bu sonucun ortadan kaldırılması için öncelikle süreci besleyen aileden topluma, siyasetten  ekonomiye tüm kaynakların irdelenmesi gerekiyor.

Suç, tıpkı diğer davranışlar gibi öğrenilen bir davranıştır. Çocuklar da bu davranışı çevrelerinden öğrenir.Bir çocuk için çete bir meyil değildir, gidip orda bir çete var oraya katılalım demez..

Ortaya çıkan tablo yalnızca adalet sisteminin değil, toplumun tüm dokusunun alarm verdiği bir tablo. Çünkü bu çocuklar suça doğmuyor; adaletsizliğe, umutsuzluğa ve sahipsizliğe doğuyorlar.

Özellikle büyük şehirlerin kenar mahallelerinde, çarpık kentleşmenin ve yoksulluğun yoğun olduğu çevrelerde suç bir yaşam biçimi halini almış durumda. Bu bölgelerde büyüyen çocuklar, küçük yaşlardan itibaren suça tanık olarak veya suça bulaşarak yetişiyor. Mahallede “abilik” mertebesine ulaşmış eli silahlı kişiler, lüks araçlara binen yasa dışı kazanç sahipleri, gençler için “model” haline geliyor. Suç, bu çevrede bir statü sembolü ve güç göstergesi olarak algılanıyor. Yasal yollarla elde edemedikleri itibarı ve maddi imkanları, yasa dışı yoldan hızlıca kazanma düşüncesi çocuklara çekici geliyor.

Bu bozulmanın Türkiye’deki en somut ve endişe verici yansımalarından biri, son yıllarda pek çok kentte, özellikle yoksul semtlerde kurulan yasadışı bahis ağları. Çeteler bu paneller üzerinden sokaktaki gençleri bahis kuponu satıcısı, para taşıyıcısı veya  kendine dair içsel yöneticisi olarak kullanır. Böylece çocuklar hem dijital hem fiziksel zincirin bir halkası haline gelir. Mahalle kültürünün suçla özdeşleştiği ortamlarda, o mahallenin mensubu bir “çocuk” için yasalara uymak ve yoksul kalmak, adeta dışlanma anlamına gelir .Sosyal medya da gösterişi sunmak, o mahallenin çocuklarına atılan ilk temastır aslında.

Tabiki kapitalizm için var oluş kısmı, kendini benlik haline getirerek, suç işlevi ne olursa olsun düzene karşı bir var olma kısmından uzak tutmaktır. Çetelere eleman temininde sokaklar, mahalleler ile sosyal medya ve sanal oyunlar, tıpkı şirketlerin insan kaynakları departmanları gibi işlev görmektedir. Bu yüzden çeteler çocukları yalnızca fiziksel olarak tuzağa çekmekle kalmaz aynı zamanda etraflarında psikolojik bir ağ örerler.

Lamı cimi yok, çocuklarımıza, çocukluğumuza, en saf masumiyetimize tecavüz ediyorlar. Öyleyse tek çaremiz, namusluların namussuzlar kadar cesur olmasıdır. Hani arılar yok olduğu gün dünyanın sonu gelecektir derler ya, buna bir ek yapalım, Çocukluğun baş nişanesi masumiyet yok edildiği gün, insanlık bitecektir.

Düzen içinde ki duruşu ortaya koymalı derim,Hal böyle iken çocukların geleceği ve umutları biterken ‘’bir şey yapmalı’’ sözünden başlamalı. Yıllardır üfürerek, üfleyerek ateşi harladılar. Memleketi yangın yerine çevirdiler. Şimdi de  çetelibir salgın o yangın yerini mesken tuttu.Ve üfleyerek, körükleyerek alevlendirdikleri yangını şimdi yine üfleyerek söndüreceklerini sanıyorlar.Üfleyerek mum söndürebilirsin, ama o yalancının mumu da yatsıda çoktan söndü zaten.

Yazının anlamına dönersek, bugün ulusal egemenliğin ve aydınlanma devrimin temelleri atıldığı gün. Bu anlamlı günün içinde ,bir tarafta  çocuk işçiliği de kapitalist eşitsizliğin sonucu olduğu gibi nedeni olma özelliği de taşımaktadır. Koşup oynayan, al al yanaklarıyla, coşkun kahkahalarıyla dünyayı rengârenk bir şenlik yerine döndüren çocuklarımız… Çocuklarımızı böyle hayal ediyoruz, böyle görmek istiyoruz. Ama üstlerinde tulumları, ellerinde nasırlarıyla işçi çocuklarımız var on milyonlarca.

Bu yüzden değeri değer katmak , çocuklarımızın varlığını ve geleceğini inşa etmenin başlangıcı olmasıdır. 23 Nisan sadece bir tatil günü değil; aynı zamanda çocuklarımızın kadar özel ve değerli olduğunuzu hatırlatan bir bayram..

Sonunda çeteleri de kanıksadık. Sıradanlaştı-lar. Giderek, çetelerin icraatlarını da mı kanıksayacağız? Elbette böyle bir şey asla olmamalı ,Çünkü bütün bunların karşısında  birlikte yaşamı savunacağız ,birlikte yaşamak, yan yana kol kola bir arada yaşayabilmektir. Birbirimize sırtımızı dönmeden, birbirimizin gözlerinin içine bakarak..

Çocuklarımızı yem etmeden,cenazelerine kapanmadan yaşamaksa, Çetelere  karşı, direnmenin düğününü mutlaka yapacağız..

YAZARIN SON YAZILARI
ÇOCUKLARI ÇETELERDEN KORUYUN.. - 21 Nisan 2026 00:33
POLİTİK GURUR; SANCHEZ - 12 Nisan 2026 23:58
İDEOLOJİK KARAKTER… - 6 Nisan 2026 00:56
AŞK DEVRİMCİDİR… - 24 Mart 2026 00:17
‘EPSTEİN UÇAK GEMİSİ’ - 12 Mart 2026 02:56
ULUS DEVLETE ,MONARŞİ KILIFI..! - 22 Şubat 2026 14:50
N’DE GALMIŞTIK ABBAS..! - 15 Şubat 2026 21:04
MİGROS VE ŞEYTAN ÜÇGENİ..! - 8 Şubat 2026 23:09
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ