SARI-LACİVERT PARKEDE “TARFİN” VİZYONU

SARI-LACİVERT PARKEDE “TARFİN” VİZYONU
  • SPOR
  • 16 Eylül 2026 19:01
  • 2
  • A+
    A-
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Fenerbahçe Kadın ve Erkek Basketbol A Takımları ile Türk tarım sektörünün dijital dönüşümüne öncülük eden ve teknolojik altyapısıyla üreticiyi destekleyen Tarfin, tarihi bir kurumsal ortaklığa imza attı. Tarfin firması ile yapılan bu sponsorluk, finansal sürdürülebilirlik açısından endüstriyel spor literatürüne geçecek cinsten.

Fenerbahçe Erkek ve Kadın Basketbol A Takımları ile Tarfin arasında yapılan sponsorluk iş birliğinin imza töreni Chobani Stadyumu Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi 1907 Tribünü’nde gerçekleştirildi.

İş birliği kapsamında Tarfin logosu, iki sezon boyunca Fenerbahçe Erkek ve Kadın Basketbol A Takımlarının kompozit logoları ile yurt içi ve yurt dışı müsabakalarında giyeceği formaların göğüs bölümünde yer alacak.

Basketbol Şubelerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Onan, Kadın Basketbol Şubesi Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Akan, Tarfin Yönetim Kurulu Başkanı Ali Emre Ballı, Tarfin Yönetim Kurulu Başkan Vekili Yiğit Gözübüyük, Tarfin Flex CEO’su Volkan Döşoğlu, Fenerbahçe Tarfin Erkek Basketbol Takımı Kaptanı Melih Mahmutoğlu ve Fenerbahçe Tarfin Kadın Basketbol Takımı Kaptanı Alperi Onar, iş birliğinin detaylarına ilişkin imza töreninde hem hazır bulundular hem soruları cevapladılar.

1. Fransızların Örnek Aldığı Organizasyon: “Tony Parker İtirafı”

Toplantıda Basketbol Şubelerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Onan’ın altını çizdiği bir hakikat vardı ki, salonu dolduran herkesin göğsünü kabartmaya yetti: Bugün Fransa Basketbolu’nun en büyük güçlerinden ASVEL’in sahibi olan NBA efsanesi Tony Parker, organizasyonel gelecek hedeflerini açıklarken vizyon modeli olarak doğrudan sarı-lacivertlileri göstermiş ve “Gelecekteki en büyük amacım Fenerbahçe gibi bir organizasyon ve takım oluşturabilmek” itirafında bulunmuştur.

Fransızların ve Avrupa devlerinin gıptayla baz aldığı bu güçlü yapı, bugün sadece parkede kupa kazanmıyor; EuroLeague’de zarar etmeyip kâr açıklayan yegâne ve en itibarlı dünya markalarından birine dönüşüyor. İşte Tarfin gibi vizyoner markaların amatör branşlara sunduğu bu kalıcı katkı, tam da bu ekosistemi besliyor.

2. FENERBAHÇE TARFİN YİNE İLKLERİN PEŞİNDE

Fenerbahçe Tarfin Erkek Basketbol Takımı, EuroLeague yönetimi tarafından bu yıl tarihte ilk kez düzenlenen EuroLeague Süper Kupa (Basketball SuperCup) organizasyonunda yer almak için Abu Dabi’ye gidiyor. 18-19 Eylül 2026 tarihlerinde Yas Adası’ndaki Etihad Arena’da oynanacak bu dev turnuvaya sadece 4 elit kulüp davet edildi.

18 Eylül Cuma (TSİ 17.00): Fenerbahçe Tarfin vs Olympiakos (Yarı Final)

18 Eylül Cuma (TSİ 20.00): Real Madrid vs Dubai Basketball (Yarı Final)

19 Eylül Cumartesi: Turnuva, cumartesi günü oynanacak

Üçüncülük Maçı (TSİ 17.00) ve büyük Süper Kupa Finali (TSİ 20.00) ile tamamlanacak.

Bu maçların bitiminde ise:

Geçen sezon ligi ve Türkiye Kupası’nı şampiyon tamamlayan Fenerbahçe Tarfin, her iki kulvarda da finalist olan ezeli rakibi Beşiktaş ile karşılaşacak. 22 Eylül 2026 Salı günü, saat 20.00’de oynanacak. İstanbul Sinan Erdem Spor Salonu ev sahipliği yapacak.

 

3. Fenerbahçe artık Tarfin ile Parkelerde Yarışacak:

Toplantıda Tarfin Yönetim Kurulu Başkanı Ali Emre Ballı’ya, bu iş birliğinin toplumsal ve genç nesiller üzerindeki katma değerini sorduğumuzda aldığımız vizyoner yanıt, sporda sürdürülebilirliğin en somut kanıtı niteliğindeydi.

“Fenerbahçe kadrosu EuroLeague’in en iyilerinden birisi, hatta en iyisi. Biz de büyümeye çalışan çok iyi bir markayız. Dolayısıyla biz buradan kendi adımıza bir ticari ve marka değeri çıkarı sağlamak için sponsor olduk, buna sadece bir sosyal sorumluluk projesi olarak bakmadık. Önümüzdeki iki sene boyunca bu birliktelikten ne fayda sağladığımıza bakarak ilerleyeceğiz. İnşallah sportif başarılar geldikçe biz de bunu kendi tarafımızda daha somut, elle tutulur değerlere döndüreceğiz.” dedi.

4. Kadın Basketbol Takım Kaptanı Alperi Onar’a ilettiğim Soru: Kadın Basketbolunda Kültür Sorunu

Toplantının ikinci yarısında, kadın basketbolunun makus talihi haline gelen “görünmezlik” duvarını yıkmak adına kürsüye yönelttiğimiz ikinci soru ise spor sosyolojisi dersi niteliğindeydi:

“Fenerbahçe’nin kadın basketbolunda Avrupa’nın en büyük kupasını kazanması Türk spor tarihi açısından son derece önemli. Fakat bazen şu çelişki ortaya çıkıyor: Kadın takımımız Avrupa şampiyonu oluyor, ertesi gün birkaç haber ve maç sonucu dışında konu kapanıyor. Sizce burada kulüplerin mi, medyanın mı, federasyonun mu, yoksa hepimizin mi bir eksikliği var? Kadın basketbolunun Türkiye’de gerçekten bir kültüre dönüşmesi için neyi değiştirmemiz gerekiyor?”

 

Sorunun ardından mikrofonu alan Kadın Basketbol Takımı Kaptanımız Alperi Onar sorumuza ezbere bir medya eleştirisiyle değil, tam bir sporcu dürüstlüğü ve özeleştiri ile yaklaşarak şu net cevabı verdi:

Alperi Onar, kadın basketbolundaki görünürlüğün milli takımın başarısıyla doğrudan bağlantılı olduğunu ve gelecekteki uluslararası turnuvalarda elde edilecek derecelerin bu ilgiyi artıracağını belirtti.

 

5. Fenerbahçe Erkek Basketbol Takım Kaptanı Melih Mahmutoğlu Açıkladı: Yeni Kadronun Gücü Nereden Geliyor?

Erkek basketbol takımının yenilenen kadro mühendisliğine ve yaklaşan EuroLeague maratonuna dair kafalardaki soruları gidermek adına kaptan Melih Mahmutoğlu’na yöneldiğimizde, yeni kadronun geçen sezona göre en belirgin avantajının ne olacağını sorduk.

Melih Mahmutoğlu, Kadronun tecrübe düzeyine dikkat çekerek Final-Four seviyesinde oynamış oyuncuların varlığının bu sezon önemli bir avantaj sağlayacağını ifade etti.

 

Doğal Şampiyon Adaylarının Eksiksiz Kadro Yapılanması

Toplantıda ilan edilen sahadaki gerçeklik, her iki şubenin de yeni sezona tamamen EuroLeague ve Final Four tecrübesine sahip, derinlikli ve canavar gibi kadrolarla girdiğini belgeliyor.

 

6. Erkek Takımında Karakterli İskelet ve Güçlü Takviyeler

Kaptan Melih Mahmutoğlu’nun da belirttiği gibi, takımın karakterini devam ettirecek şampiyon iskelet korunurken hücumda sorun çözücü tecrübeler dahil edildi.

Takımda Kalan Omurga: Kaptan Melih Mahmutoğlu, Wade Baldwin IV, Nicolo Melli, Sertaç Şanlı ve pota altının sigortası Chris Silva bu sezon da sarı-lacivertli iskeleti sırtlıyor.

Yeni Transferler: Shane Larkin, Shavon Shields, Will Clyburn, Braxton Key, Trent Forrest, Ignas Sargiunas, Marcus Bingham Jr., Onuralp Bitim ve Johnny Juzang gibi EuroLeague podyumunu sarsacak isimlerle takım tam bir “Final Four” canavarına dönüşmüş durumda.

 

Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Onan Beyefendi ile konuştuğumuz en önemli dipnotlar ise Abu Dhabi’den ve Cumhurbaşkanlığı kupasından sonra Euroleague için en ciddi maçlarımızla kadromuzun birbirine uyum sağlayacağını bu inançla Fenerbahçelilere, basketbolseverlere ve hatta Türk Halkına mutluluklar yaşatmaya devam etmeyi amaçladıklarını iletti.

 

7. Kadın Takımında Hedef Yeniden 5 Kupa

Kadın Basketbol Şubesinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Akan’ın da altını çizdiği üzere, bu şubede hedef geçmişteki büyük başarıları hatırlayıp avunmak değil, o büyük şampiyonlukları her sene yeniden yaşatmak.

Takımda Kalan İstikrar Abideleri: Çubuklu formanın ruhunu sahaya yansıtan Kaptan Alperi Onar, Olcay Çakır Turgut, Final Four MVP’si dahi oyun kurucu Julie Allemand ve genç yetenek Tuana Ayşegül Vural.

Gelenler: EuroLeague’in “Rising Star”ı Fransız dahi guard Leila Lacan, Amerikalı dev pivot Lauren Betts, Alman uzun Luisa Geiselsöder, Litvanyalı forvet Laura Juškaitė, atletik kısa Tima Pouye, genç yetenek Nell Angloma, yuvaya geri dönen Zeynep Şevval Gül ve Manolya Kurtulmuş.

Gidenler: Sözleşme süreleri dolan veya WNBA öncelikleri bulunan Jonquel Jones, Teaira McCowan ve Breanna Stewart ile başta ezeli rakibe transfer olan Sevgi Uzun ile yollar ayrıldı.

 

 

8. Basın Masasının “Press Desk” Kusursuzluğu ve Kulisler

Organizasyon komitesine ve emeği geçen profesyonellere hakkını teslim etmek gerekir; son dönemlerde Türk sporunda şahit olduğumuz en profesyonel, en özenli basın hazırlığına imza atılmıştı. İngilizlerin o her şeyiyle eksiksiz, entelektüel ağırlığı olan basın masaları (yani o meşhur fawcett tarzı, ağzına kadar dolu ve ihtimam gösterilmiş düzen) salonda tam anlamıyla hakimdi. Emeğe ve emekçiye saygı, daha kapıdan girerken kendisini hissettiriyordu.

Salon önündeki basın deski önünde ve kulis arkasında tam anlamıyla üretken bir gazetecilik mesaisi gerçekleştirdik. Fenerbahçe Kadın Basketbol Genel Menajeri Arzu Özyiğit ve Erkek Basketbol Genel Menajeri Derya Yannier ile ayaküstü gerçekleştirdiğimiz birebir özel sohbetlerde, her iki başarılı idareciden de önümüzdeki günlerde sayfalarımızda yayınlanmak üzere çok özel röportaj sözleri kopardık.

Kadın Basketbol Takımının başarılı Sosyal Medya Danışmanı Hazal Karabil ile gerçekleştirdiğimiz keyifli istişare ise şubelerin dijital vizyonunu gözler önüne serdi.

Bununla birlikte, değerli dostlarımız Mustafa Sapmaz, Alp Kaan Çetin, ile de aslında birçok başarının sınırında olduğumuzun bunun için sabrın ve sükunetin yanlış anlaşılmaması gerektiğini bir daha birlikte istişare ederek tatbik etme fırsatı buldum.

Şubelerin tüm sosyal ve dijital dünyasını başarıyla yöneten Basketbol Takımları Dijital Medya Müdürü Gökhan Deniz ile gerçekleştirdiğimiz keyifli istişare ise kulübün yeni kadro yapılanmasının şimdiden keyif ve bambaşka bir hayale götürdüğünü konuştuk. Hani şu Fenerbahçe Tarfin NBA de olsa hangi konferansa koyarsanız koyun ilk 5’te kesin yer alır diye şakalaştık. Lakin Her şakanın da gerçek payı vardır. Herkes bilmeli ki; Fenerbahçe basketbol iletişiminde emin ellerde. Yakında kendisine söz verdiğim gibi hepimiz parkelerde…

Fenerbahçe Kadın Basketbol Genel Menajeri Arzu Özyiğit Hanımefendi ile birkaç sezonun analizini de yaptıktan sonra anladım ki, sezona sporculara tüm ciddiyeti ve inancı ile şimdiden hâkim olmuş durumda. Basketbolun çilekeş emekçilerinden dersem sanırım yanlış olmaz. Özellikle Kadın şubeler ile ilgili branşların köşe yazarı, maç takibi ve spor insanı olarak gayet yakınlarında olmamdan dolayı bildiklerim nedeniyle sosyal medyanın linç kültürüne rağmen hiç sarsılmaması takdire şayandır. Arzu Hanım hem bir çözüm odaklı iletişim hem de Fenerbahçelilik ruhu ile kültürünü yeni gelenlere empoze etmeye başlamış olduğunu fark ettim. Bir Fenerbahçeli olarak pek tabii ki memnun oldum.

Profesyonellerin gözündeki bu mutlak iddia, kulübün yarınlarına dair inancımızı fazlasıyla tazeledi. Teknik Ekibin profesyonelliği, gözlerindeki O tartışmasız hırs, kulüp aidiyeti ve mutlak vizyon tek bir ortak paydaya çıkıyordu: Kurumsal ciddiyet.

Kulislerdeki yöneticilerin ve profesyonellerin, futboldaki dalgalı sürece rağmen sergiledikleri “Tek derdimiz erkek futbol ama umutluyuz, düzeleceğiz ve ayağa kalkacağız” hırsları, camianın geleceğe dair inancını diri tutuyor. Eh ne diyelim darısı Futbolun başına…

 

9. SPOR BASINIMIZ’DAKİ EMPATİ YOKSUNLUĞU

Toplantı salonunun kusursuz kurumsal yapısına tezat oluşturan en trajikomik enstantane, salondaki koltukların dağılımı ve medyanın eksik halkalarıydı.

“Kaos Havarileri” Neredeydi?

Gözlerimiz salonda popüler futbol eleştirmenlerini, akıllı telefonlarıyla yaşayan “influencer”ları ve YouTube fenomenlerini aradı; fakat nafile! Bu kitleyi artık spor literatüründe “Yalnızca Fenerbahçe Erkek Futbol Takımı Olumsuz Eleştirmenleri, Kaos Fenomenleri ve Etkileşim Avcıları” olarak tanımlamak bilimsel bir zorunluluktur.

Erkek futbol takımı bir maç kaybettiğinde akşamları canlı yayın açıp 3 saat boyunca taktik dehası kesilen, “hoca istifa” etiketleri üzerinden etkileşim devşiren, kulübün kapısında yatan dijital göçebeler, Avrupa’nın en prestijli iki basketbol şubesinin tarihi imza törenine tenezzül etmemişlerdi. Çünkü burada kaos yoktu; plan, başarı, akıl ve emek vardı. E haliyle sporda ciddiyet ve başarı olunca, tık (click) da olmuyor, “reyting” de gelmiyor! Galiba onlara da pek ekmek çıkmıyor desek daha doğru olur.

Medyamızın skorer ve eril bir futbol fanatizmine sıkışıp kalmış olması aslında Türk gençliğini yanlış yönlendirdiği gibi olumsuz da etkilemektedir.

Bir tarafta kıtayı dize getiren, kupalara doymayan sarı-lacivertli kadınlar; diğer tarafta ise ertesi gün pasaport kontrolündeki bir futbolcunun bavulunu saatlerce canlı yayında tartışan ana akım medya…

Federasyonun, medyanın ve kolektif hafızamızın bu vizyonsuzluğunu aşamadığımız sürece, kurumsal ve amatör branş başarıları ne yazık ki kişisel fedakarlıkların gölgesinde kalmaması için Devletimiz, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Şube, Federasyonlarımız, spor kulüpleri ile iş birliği içinde bu sorunu kökten çözebilmelilerdir.

Tarfin’in toprağa verdiği canı basketbol parkelerine taşıması takdire şayandır.

Türk medyasının ve o popüler sosyal medya figürlerinin bu büyük vizyona entegre olabilmesi için, öncelikle futbolun sığ ve uluslararası başarısızlık girdabı sularından çıkıp sporun evrensel kültürünü hazmetmesi ve TÜRK SPORUNA hizmet etmeyi şiar edinmeleri gerekmektedi

 

CİHAN FULSER

Danışman, Araştırmacı Yazar, Gazeteci

 

ETİKETLER:
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ