Çinlilerin urganıyla kuyuya inersen işte böyle olur, sevgili İran!
Çin ve ABD, İran’ın nükleer silahlara sahip olmamasında uzlaştı.
Beyaz Saray, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında gerçekleştirilen görüşmede İran savaşı ve Hürmüz Boğazı’nın gündeme geldiğini açıkladı.

Yapılan açıklamada, “Başkan Trump, Çin Devlet Başkanı Şi ile verimli bir görüşme gerçekleştirdi.” ifadesi kullanıldı ve “Her iki ülke de İran’ın asla nükleer silaha sahip olmaması gerektiği konusunda anlaştı.” denildi.
İki liderin ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine yönelik başlıkları ele aldığı belirtilen açıklamada, “İki taraf da Hürmüz Boğazı’nın enerji akışının serbestliği için açık kalması gerektiği konusunda mutabık kaldı.” ifadesi yer aldı.
Açıklamada ayrıca, Çin’in gelecekte Hürmüz Boğazı’na olan bağımlılığını azaltmak amacıyla daha fazla Amerikan petrolü satın almaya ilgi duyduğu da kaydedildi.
Her zaman söylerim. İran Türstan’dan ayrılmaz bir parçadır. O coğrafyada yaşayan tüm Türklerin özgür ve hür yaşadığı bir medeniyet ve karar mekanizması olmalıdır.
Çinliler; parayı, zorluğu ve çıkarı gördüğü an dostunu tanımaz. Binlerce yıldır bunun örneklerini Atalarımıza yaşatmışlar ve kandırıp sömürmeye çalışmışlardır.
Bakınız: Salar Türkleri, Doğu Türkistan! Müslüman Türklere, Baskı, Zorluk ve şiddetin Hepsi orada cereyan ediyor.
Dolayısıyla; İran tez vakit molla rejiminin yerine demokratik siyasî medeniyetler ittifakını ortaya koymak zorundadır. Aksi halde parçalanması on yılları alacak olsa da içten bile değildir.
Sadece İran’ın değil tüm Avrasyanın ortak menfaati Türkiye perspektifi içinde yer almak zorundadır.
Türk devletleri teşkilatının da, Türk Birliğine dönecek ortak vizyonu yayınlaması ve bölgede irili ufaklı devlet kalmadan tek bir siyasi, ekonomik, askeri, eğitim, tarım, sağlık ve güvenlik Sistemini deklare etmesi şarttır.
Artık Nato, Brıcks ve AB çatırdarken yerine Türk Devletleri Birliği, Pakistan, Tacikistan, Orta ve Kuzey Afrika ülkeleri, İran, Balkan ülkeleri, Arap Birliği, Bangladeş, Endonezya, Malezya ile yeni bir otoritenin ortaya çıkmasının temelleri atılmalıdır.
Bölgenin kaderi bölge ülkelerinin vereceği karar ile gerçekleşmelidir.
Ne Okyanus ötesinden, ne Frankofonlardan, Ne Anglo- Saxonlardan, ne Slav ne de Uzakdoğu ve bunların peyk ülkelerinden medet olmayacağını bir şekilde idrak edip, strateji kurmanın zamanı çoktan gelmiştir.
Cihan FULSER
Gazeteci, Arş.Yazar, Danışman