Cemil Kundakçı’dan oğlu Kubilay için adalet çağrısı: “Başka Kubilaylar ölmesin”
Gazeteci Tarık Şeker’in sunduğu “Tarık Şeker’le Arka Planda” programında, genç futbolcu Kubilay Kundakçı’nın hayatını kaybettiği olay ve yargılama sürecine ilişkin dikkat çeken açıklamalar yapıldı. Programa Kubilay’ın babası Cemil Kundakçı ile avukat Gurbet Bilbay katıldı.
Programın açılışında Tarık Şeker, davanın yalnızca kamuoyuna yansıyan yönlerinin değil, olayın arka planının ve ailenin adalet beklentisinin de ele alınacağını belirtti. Şeker, Cemil Kundakçı’ya başsağlığı dileyerek önce oğlunu anlatmasını istedi.
Baba Kundakçı oğlunu anlattı: “Arkadaşlarına yardım etmeyi öncelik görürdü”
Cemil Kundakçı, Kubilay’ın küçük yaşlardan itibaren hareketli, sosyal, arkadaş canlısı ve yardımsever bir genç olduğunu söyledi. Oğlunun kendisinden yaşça büyük insanlarla da rahatlıkla iletişim kurabildiğini belirten Kundakçı, iş yerlerinde büyümesinin onun daha olgun bir kişilik kazanmasına katkı sağladığını ifade etti.
Kubilay’ın arkadaşlarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koyduğunu anlatan baba Kundakçı, oğlunun aile içinde de neşeli ve sevecen olduğunu söyledi. Bir arkadaşının yardıma ihtiyacı olduğunda önce ona koştuğunu, daha sonra kendisine geldiğini belirten Kundakçı, oğlunun kimseyle kavga ettiğini hatırlamadığını dile getirdi. Arkadaşlarının da Kubilay’ın tartışmaları yatıştıran bir karaktere sahip olduğunu anlattığını aktardı.
Kubilay’ın futbol kariyerine yaklaşık 10 yaşında başladığını söyleyen Kundakçı, oğlunun Güngören Belediyespor’da dört yıl, Feriköyspor’da iki sezon oynadığını, ardından Ümraniyespor altyapısına geçtiğini anlattı. Daha sonra Karagümrük’te forma giyen Kubilay’ın yeniden Feriköyspor A takımına döndüğünü belirten baba, oğlunun forvet oynadığını, uzaktan şut ve frikik kullanabilen, gol yeteneği yüksek bir futbolcu olduğunu söyledi.
“Gece hayatından uzaklaşması için Kars’a gönderdik”
Cemil Kundakçı, oğlunun Aleyna ve Vahap Canbay ile arkadaşlık ettiği dönemde gece hayatına daha fazla yöneldiğini düşündüklerini, bu durumun kendisini ve eşini rahatsız ettiğini anlattı.
Oğlunun alkol veya başka zararlı alışkanlıklara yönelmesinden endişe ettiklerini belirten Kundakçı, onu bu çevreden uzaklaştırmanın yolunu futbolda gördüklerini söyledi. Bu nedenle Kars’ta bir kulüple görüşerek Kubilay’ın orada futbol oynamasını sağladıklarını ifade etti.
Kubilay’ın Kars’ta üç buçuk ay kaldığını, kulüp yöneticileri, teknik heyet ve futbolcularla iyi ilişkiler kurduğunu aktaran Kundakçı, bayram izni için İstanbul’a döndüğü sırada yaşanan gelişmelerin ardından oğlunu kaybettiklerini söyledi.
Baba Kundakçı’ya göre Kubilay, Aleyna ile Vahap Canbay arasında yaşanan sorun nedeniyle arabuluculuk yapmak ve arkadaşlarının barışmasına yardımcı olmak amacıyla olay yerine gitmişti. Oğlunun iyi niyetle hareket ettiğini savunan Kundakçı, yaşananları “çok vahim bir olay” olarak nitelendirdi.
Avukat Bilbay: “Tanık beyanları arasında önemli çelişkiler var”
Programda davanın hukuki boyutunu değerlendiren avukat Gurbet Bilbay, dosyada öncelikle tanık ifadelerinin ele alınması gerektiğini söyledi.
Bilbay, özellikle Vahap Canbay’ın kollukta verdiği ifadeler ile duruşmadaki anlatımları arasında önemli farklılıklar bulunduğunu belirtti. Canbay’ın ilk ifadelerinde bazı olayları net biçimde gördüğünü söylediğini, mahkemede ise aynı konulara ilişkin “bilmiyorum”, “görmedim” ve “olabilir” şeklinde cevaplar verdiğini aktardı.
Bilbay, Yalçınay Yıldız’ın ifadelerinde de değerlendirilmesi gereken farklılıklar bulunduğunu belirterek, tanıkların ilk anlatımlarıyla sonraki beyanlarının karşılaştırılmasının önemine dikkat çekti.
Tanık ifadelerinin hangi bölümünün hükme esas alınacağına mahkemenin karar vereceğini söyleyen Bilbay, ancak olayın içinde bulunan kişilerin anlatımlarındaki büyük farklılıkların açıklığa kavuşturulması gerektiğini savundu.
Bilbay, tanıkların olayın şokunda olduklarını veya bazı ayrıntıları sonradan hatırladıklarını söyleyebileceklerini ancak bu ölçüdeki farklılıkların ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Cemil Kundakçı: “Bana saldırganın silahı çekip ateş ettiğini anlattı”
Tarık Şeker’in tanık ifadelerine ilişkin soruları üzerine konuşan Cemil Kundakçı, Vahap Canbay ile olayın hemen ardından yaptığı görüşmeyi anlattı.
Kubilay hastaneye kaldırıldıktan sonra Canbay’ı aradığını belirten Kundakçı, kendisine olayın nasıl gerçekleştiğini, herhangi bir arbede yaşanıp yaşanmadığını ve silahın nasıl ateş aldığını defalarca sorduğunu söyledi.
Kundakçı’nın aktardığına göre Canbay, saldırganın aracın yanına geldiğini, belinden silahını çıkardığını, silahın kabzasıyla cama vurduğunu, kapıyı açıp ateş ettiğini ve ardından uzaklaştığını anlatmıştı. Olayın toplam 5-6 saniyede gerçekleştiğini söylediğini belirten Kundakçı, Canbay’ın silahı görünce başını ve kolunu geriye çekerek kendisini koruduğunu da anlattığını ifade etti.
Baba Kundakçı, bu anlatımın daha sonra kamera karşısında da tekrarlandığını ve sosyal medyada yayımlandığını söyledi. Yalçınay Yıldız’ın da başlangıçta benzer bir anlatımda bulunduğunu öne süren Kundakçı, duruşmada ise farklı beyanlar verildiğini savundu.
Yalçınay Yıldız’ın ifadesindeki farklılıklar
Programda Yalçınay Yıldız’ın kollukta verdiği ilk ifade ile duruşmadaki anlatımı da ayrıntılı biçimde ele alındı.
Cemil Kundakçı, Yıldız’ın ilk ifadesinde olay yerine Kubilay’ın kullandığı araçla gittiklerini, Aleyna ile Vahap Canbay arasındaki konuşmaya tanık olduğunu, gerginliğin arttığını ve ardından silahlı kişinin gelerek ateş ettiğini anlattığını söyledi.
Kundakçı’ya göre Yıldız, sonraki ifadesinde kapının dışarıdan açıldığını, Alaattin Kadayıfçıoğlu’nun sol eliyle Vahap Canbay’ın omzuna bastırdığını ve dirseğiyle yukarı doğru bir hareket yaptığını anlattı. Yıldız’ın duruşmada bu hareketleri uygulamalı biçimde gösterdiğini belirten Kundakçı, bu anlatımın Vahap Canbay ve Alaattin Kadayıfçıoğlu’nun açıklamalarıyla çeliştiğini savundu.
Kundakçı, Yıldız’ın anlattığı hareketin silahın yukarı doğru yönelmesine neden olabileceğini, dolayısıyla silahın ateş alma biçimi konusunda farklı bir tablo ortaya çıktığını söyledi. Duruşmada söz alarak tanığın kısa sürede gerçekleştiği belirtilen olayı uzun uzun anlattığına dikkat çektiğini de aktardı.
Tarık Şeker de iki aracın karşılıklı durduğu, farların açık olduğu bir ortamda tanıkların olayın ayrıntılarını ne ölçüde görebildiğini sorguladı. Kundakçı ise kamera görüntülerinin saldırganın araca yaklaşmasını, silahını çıkarmasını ve ateş etmesini gösterdiğini ileri sürdü.
“Silahın sağ elde olduğu görülüyor, incelemede sol parmak izi var”
Cemil Kundakçı, programda silah incelemesine ilişkin olduğunu söylediği ayrıntıları da gündeme getirdi.
Kundakçı, kamera görüntülerinde saldırganın silahı sağ eliyle çıkardığının görüldüğünü, buna karşılık silah üzerinde Alaattin Kadayıfçıoğlu’nun sol orta parmağına ait iz bulunduğunun kendisine aktarıldığını söyledi. Yalçınay Yıldız’ın duruşmada sol elle omza bastırma hareketinden söz ettiğini belirten Kundakçı, bu ayrıntıların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Kundakçı ayrıca Aleyna’nın olaydan sonra silahı alarak göğsüne dayadığını ve silahın ateş almadığını söylediğini aktardı. Ancak silah incelemesinde Aleyna’ya ait parmak izi bulunmadığını ileri sürdü. Bu anlatımın silah üzerindeki izlerle ve teknik incelemeyle karşılaştırılması gerektiğini belirtti.
Silahın Glock marka olduğunu söyleyen Kundakçı, bu silahın çalışma sistemi üzerinden de değerlendirmeler yaptı. Silahın ateş alma biçimi, parmak izleri ve olay sonrasındaki anlatımların birbiriyle uyumlu olup olmadığının araştırılmasını istedi.
Avukat Gurbet Bilbay da bu tür teknik ayrıntıların yalnızca tarafların anlatımlarıyla değil, uzman raporları ve dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
İlk iddianame ile sonraki mütalaa arasındaki fark
Programın önemli başlıklarından biri de ilk iddianame ile yargılama sırasında sunulan mütalaa ve mahkeme kararı arasındaki farklılıklar oldu.
Cemil Kundakçı, ilk soruşturma savcısının hazırladığı iddianamede Alaattin Kadayıfçıoğlu hakkında öldürme suçundan müebbet hapis cezası istendiğini, Aleyna ve annesi hakkında azmettirme yönünden değerlendirmeler yapıldığını, korumalar ve diğer kişiler için de çeşitli ceza taleplerinin bulunduğunu söyledi.
Kundakçı, kendilerinin ilk iddianameyi de yeterli bulmadıklarını, olayın niteliği ve silahın kullanılış biçimi nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ettiklerini, bu yöndeki başvurularının reddedildiğini anlattı.
Daha sonra savcının değiştiğini belirten Kundakçı, yeni savcının sunduğu mütalaada önceki iddianameden önemli ölçüde farklı değerlendirmeler bulunduğunu savundu. İlk iddianamede daha ağır suçlamalarla karşı karşıya olan bazı kişilerin sonraki aşamada beraat ettiğini veya daha farklı değerlendirmelere tabi tutulduğunu ifade etti.
Kundakçı, 10 kişinin yargılandığı davada kendi hesabına göre ilk iddianame ile sonraki mütalaa arasında yüzde 90’a varan bir farklılık oluştuğunu ileri sürdü. “İki savcı da devletin savcısı. Aynı deliller üzerinden bu kadar büyük bir farklılık nasıl ortaya çıkıyor?” diye soran Kundakçı, mahkemenin de bu farklılığın nedenlerini sorgulaması gerektiğini söyledi.
Kundakçı, ilk savcının hazırladığı iddianame ile sonraki mütalaa arasındaki farkın kamu vicdanını zedelediğini savundu.
“Toplum baskısı vardı” savunmasına itiraz
Programda, duruşma sırasında kamuoyu ve medya baskısı oluşturulduğu yönündeki savunmalar da gündeme geldi.
Avukat Gurbet Bilbay, yargı makamlarının medya veya kamuoyu baskısından etkilenmemesi gerektiğini belirterek, dosyadaki delillerin esas alınması gerektiğini söyledi. Bilbay, ilk iddianamede yer alan ciddi suçlamaların ve delillerin daha sonraki aşamalarda nasıl değerlendirildiğinin açıklanması gerektiğini ifade etti.
Cemil Kundakçı ise ilk iddianame hazırlanırken henüz kamuoyu baskısının oluşmadığını savundu. Bu nedenle sonraki aşamalardaki farklılıkların yalnızca medya etkisiyle açıklanamayacağını söyledi.
Kundakçı, kendisinin kamuoyu desteği aramasının nedeninin yargıya müdahale etmek değil, dosyanın unutulmasını engellemek ve eksik gördüğü noktaların yeniden incelenmesini sağlamak olduğunu dile getirdi.
“Oğlumun telefonu iki gün Vahap Canbay’da kaldı”
Programda izleyicilerden gelen sorular üzerine Kubilay’ın telefonuyla ilgili gelişmeler de konuşuldu.
Cemil Kundakçı, oğlunun telefonunun olaydan sonra iki gün Vahap Canbay’da kaldığını söyledi. Telefonun daha sonra kendilerine ulaştığında bazı verilerin silinmiş olduğunu düşündüğünü ifade eden Kundakçı, cihazın incelenmesiyle yaklaşık 20 bin fotoğraf ve farklı içeriklere ulaşıldığını belirtti.
Kundakçı, telefonun içeriğini araştırmak için beş ayrı kişinin çalışma yaptığını söyledi. Telefonun kimlerin elinde bulunduğunun, hangi verilerin silindiğinin ve bu işlemlerin ne zaman gerçekleştirildiğinin açıklığa kavuşturulmasını istedi.
Avukat Gurbet Bilbay da telefonun iki gün boyunca neden başka bir kişinin elinde kaldığının ve daha sonra silinmiş verilerle bulunmasının araştırılması gerektiğini söyledi. Bilbay, yalnızca telefonun değil, tanıkların ve ilgili kişilerin iletişim kayıtlarının da incelenmesinin önemine dikkat çekti.
178 bin liralık para transferi ve villa sözleşmesi
Programda izleyicilerden gelen para transferi sorusu üzerine Cemil Kundakçı, Kubilay ile Vahap Canbay arasında 2025 yılında yaklaşık 178 bin liralık bir para transferi bulunduğunu söyledi. Bankadan bu konuda daha fazla bilgi alamadığını belirten Kundakçı, transferin nedenini araştırmaya devam edeceğini ifade etti.
Kundakçı, iki gencin yakın arkadaş olduklarını ve günlük yaşamlarında birbirleri adına alışveriş yapabildiklerini söyledi. Ancak Kubilay’dan Canbay’a yapılan para transferinin nedenini anlamak istediğini belirterek, bu konunun araştırılması gerektiğini dile getirdi.
Baba Kundakçı, oğlunun belgeleri arasında Bodrum’da kiralanan bir villaya ilişkin sözleşme bulduğunu da anlattı. Sözleşmenin Kubilay’ın adına düzenlendiğini ve yaklaşık 800 bin liralık bir bedel içerdiğini söyledi.
Kundakçı’nın aktardığına göre Aleyna’nın konseri için yapılan seyahat sırasında Kubilay da daha sonra Bodrum’a gitmişti. Ancak villa sözleşmesinin neden Kubilay’ın adına düzenlendiğini sorgulayan baba, sözleşmenin taraflarıyla görüştüğünü ve kendisine kira borcunun kalmadığının söylendiğini ifade etti.
Kundakçı, oğlunun bu tür harcamalar ve sözleşmelerde nasıl bir rol üstlendiğinin araştırılması gerektiğini savundu.
Yalçınay Yıldız’ın yaşam standardına ilişkin iddialar
Programın ilerleyen bölümünde izleyicilerden gelen yorumlar üzerine Yalçınay Yıldız’ın yaşam koşulları ve mal varlığına ilişkin iddialar gündeme geldi.
Cemil Kundakçı, Yıldız’ın daha önce kiralık evinin bulunmadığını ve Vahap Canbay ile birlikte kaldığını, sonrasında rezidansa taşındığı ve pahalı bir motosiklet aldığı yönünde bilgiler duyduğunu söyledi. Bu iddiaların doğruluğunun araştırılması gerektiğini belirten Kundakçı, Yıldız’ın gelir durumu ile harcamalarının karşılaştırılmasını istedi.
Kundakçı ayrıca Vahap Canbay’ın menajerinin restoran açtığı ve Canbay’ın araç almak istediği yönünde duyumlar aldığını söyledi. Bu bilgilerin kesin olmadığını özellikle belirterek, savcılığın gerekli görmesi halinde ilgili kişilerin hesap hareketlerini ve mal varlığı edinimlerini incelemesi gerektiğini ifade etti.
Avukat Bilbay da tanık yönlendirme iddiasının ciddi bir konu olduğunu belirtti. Tanıkların farklı beyanlar vermesi halinde aralarındaki iletişimin ve olası hesap hareketlerinin araştırılabileceğini söyledi. Bilbay, bu tür iddiaların somutlaştırılması için yazılı başvuru yapılmasının önemine dikkat çekti.
Kundakçı ise olası para hareketlerinin yalnızca banka hesapları üzerinden gerçekleşmeyebileceğini, farklı kişiler veya mal varlığı işlemleri üzerinden de yürütülebileceğini düşündüğünü belirtti. Bunların kendi değerlendirmesi olduğunu, duyumların tek başına delil sayılamayacağını da ifade etti.
Avukat Bilbay: “Adli tıp raporları arasındaki çelişkiler giderilmeliydi”
Gurbet Bilbay, davadaki önemli eksikliklerden birinin adli tıp raporları arasında bulunduğunu söylediği farklılıklar olduğunu belirtti.
Bilbay’a göre raporlar arasında çelişki varsa bu çelişkinin nedenleri ayrıntılı biçimde açıklanmalı, gerekli görülmesi halinde yeni rapor alınmalıydı. Mevcut farklılıklar giderilmeden karar verilmesini doğru bulmadığını ifade eden Bilbay, başka dosyalarda raporlara yönelik itirazların birkaç kez yapılabildiğini ve ek incelemeler sonucunda farklı değerlendirmelere ulaşılabildiğini anlattı.
Bilbay, İstanbul’da görülen ve çok sayıda kişinin yargılandığı bir cinayet dosyasında kararın kısa sürede verilmesini de eleştirdi. Dosyanın kapsamı, tanık anlatımları ve raporlardaki farklılıklar dikkate alındığında daha ayrıntılı bir inceleme yapılması gerektiğini savundu.
“İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmalı”
Avukat Gurbet Bilbay, dosyanın istinaf aşamasında duruşmalı olarak incelenmesi gerektiğini söyledi.
Bilbay, Vahap Canbay ve diğer tanıkların yeniden dinlenmesini, telefon ve dijital kayıtların incelenmesini, tanıkların iletişimlerinin araştırılmasını ve adli tıp raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesini istedi.
İlk iddianame ile sonraki mütalaa ve karar arasındaki farkların da incelenmesi gerektiğini belirten Bilbay, gerekli görülmesi halinde kararın bozulup dosyanın yeniden yerel mahkemeye gönderilmesi gerektiği görüşünü dile getirdi.
Bilbay, Cemil Kundakçı’nın dosyayı ayrıntılı biçimde takip etmesinin nedeninin yaşadığı büyük kayıp olduğunu söyledi. Bir avukatın birden fazla dosyayla ilgilendiğini, ancak evladını kaybeden bir babanın dosyaya bakışının farklı olduğunu ifade etti.
Kundakçı: “Ben Vahap Canbay’ı korumuyorum”
Programda sosyal medyadan gelen yorumlar üzerine Vahap Canbay’ın yeterince eleştirilmediği ve Cemil Kundakçı’nın onu koruduğu yönündeki iddialar da konuşuldu.
Kundakçı, Vahap Canbay’ı hiçbir zaman korumadığını belirterek, ilk ifadeleriyle mahkemedeki anlatımları arasındaki farklılık nedeniyle kendisini eleştirdiğini söyledi. Canbay’ın oğluna ihanet ettiğini düşündüğünü ifade eden Kundakçı, mahkeme sonrasında kendisine yönelik tavrının netleştiğini dile getirdi.
Kundakçı, Canbay’ın farklı ifadeler vermesinin nedenini kamuoyuna açıklaması gerektiğini savundu. İlk kolluk ifadesi, kamera karşısındaki anlatımı ve mahkeme beyanlarının karşılaştırılması gerektiğini belirtti.
Avukat Bilbay da Cemil Kundakçı’nın Aleyna’ya ilişkin açıklamalarının bazen Vahap Canbay’ı koruyormuş gibi algılanabildiğini söyledi. Ancak Bilbay, Kundakçı’nın aslında olayda sorumluluğu bulunduğunu düşündüğü herkesin değerlendirilmesini istediğini ifade etti.
Aleyna’nın tutumu ve polise başvurulması tartışması
Programın geniş bölümünde Aleyna’nın olay öncesindeki tutumu da ele alındı.
Cemil Kundakçı, Aleyna ile Vahap Canbay arasında sorun yaşandığını, Aleyna’nın bu süreçte Alaattin Kadayıfçıoğlu’nu devreye soktuğunu düşündüğünü söyledi. Kundakçı, Aleyna’nın kendisini tehdit altında hissetmesi halinde polise başvurabileceğini, buna rağmen neden emniyet güçlerinden yardım istemek yerine başka bir kişinin olay yerine gönderildiği sorusunun yanıtlanması gerektiğini ifade etti.
Avukat Gurbet Bilbay da bir kişinin kendisini tehdit altında hissetmesi halinde kolluk kuvvetlerine başvurmasının doğru yol olduğunu belirtti. Eski sevgiliyle yaşanan sorunların yeni bir kişinin devreye sokulmasıyla çözülmeye çalışılmasının tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
Programda KADES uygulaması da gündeme geldi. Bilbay, güvenlik endişesi yaşayan bir kişinin ilgili kolluk birimlerinden yardım istemesinin önemine dikkat çekti.
Tarık Şeker de Aleyna’nın polise başvurmak yerine neden Alaattin Kadayıfçıoğlu’na haber verdiğinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini sordu. Kundakçı, oğlunun olay yerine Aleyna’ya zarar vermek için gitmediğini, arkadaşlarına yardımcı olmak amacıyla orada bulunduğunu savundu.
Mesajlaşmalar ve ilişkiler üzerine değerlendirmeler
Yayında Aleyna ile Vahap Canbay arasında kamuoyuna yansıyan mesajlaşmalar da ele alındı. Konuşmacılar, mesajlarda tarafların birbirlerine yönelik ifadelerini ve ilişkinin niteliğini değerlendirdi.
Cemil Kundakçı, mesajlarda Aleyna’nın Canbay’a kesin bir biçimde ilişkiyi bitirdiğini söylemediğini düşündüğünü belirtti. Canbay’ın bazı mesajlarda ilişkiye dair umut taşıdığını gösteren ifadeler bulunduğunu ileri sürdü.
Bilbay da mesajların karşı tarafta umut oluşturabilecek biçimde yorumlanabileceğini söyledi. Ancak bu mesajların olayın bütününü tek başına açıklamayacağını, diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Tarık Şeker, olayın ardından tarafların kamuoyuna açıklama yapmamasını da gündeme getirdi. Şeker, Kubilay ile yakın arkadaş olduklarını söyleyen kişilerin olayın ardından aileyle doğrudan iletişim kurup kurmadığının ve neden kamuoyu önünde açıklama yapmadıklarının sorgulanabileceğini ifade etti.
Kadayıfçıoğlu hakkında geçmişe ilişkin iddialar
Cemil Kundakçı, programda Alaattin Kadayıfçıoğlu’nun geçmişteki davranışlarına ve silah taşımasına ilişkin bazı iddialar da dile getirdi.
Kundakçı, Kadayıfçıoğlu’nun ruhsatlı silah taşıdığını, ailesine ait araçları ve korumaları kullanabildiğini ileri sürerek bu imkânların nasıl sağlandığının araştırılması gerektiğini söyledi. Geçmişte şiddet içerikli olaylara karıştığına ilişkin bazı duyumlar aldığını da anlattı.
Amcasına yönelik bıçaklama iddiası ve geçmişte yaşandığını söylediği başka olayların doğrulanmış bilgiler olmadığını özellikle belirten Kundakçı, bunları kendisine ulaşan duyumlar olarak aktardı.
Kundakçı, geçmişte suç işleyen kişilerin yaptırımlarla karşılaşmasının caydırıcılık açısından önemli olduğunu savundu. Ailelerin çocuklarının yanlış davranışlarını örtmek yerine hukuki sonuçlarıyla yüzleşmelerine izin vermesi gerektiğini söyledi.
Bilbay da basına yansımayan başka olaylar bulunabileceği yönündeki iddiaların somut delillerle araştırılması gerektiğini ifade etti.
“Suç işleyen kişi cezasını çekmeli”
Cemil Kundakçı, oğlunun hayatını kaybettiği olayın ardından ilk günlerde Alaattin Kadayıfçıoğlu’nun ailesine de çağrıda bulunduğunu söyledi. Kadayıfçıoğlu’nun teslim edilmesini ve yargı sürecine müdahale edilmemesini istediğini belirten Kundakçı, suç işleyen bir kişinin ailesi veya yakınları tarafından korunmasının yeni olaylara zemin hazırlayabileceğini savundu.
Kundakçı, “Suç işleyen bir insan suç işlemiştir, cezasını çekmelidir” diyerek ailelerin yakınlarını kayırmaması gerektiğini ifade etti. Oğlunun başına gelenlerin başka ailelerin de başına gelebileceğini belirten Kundakçı, toplumun bu tür olaylara karşı duyarlı olması gerektiğini söyledi.
Sosyal medyadaki yorumlara tepki
Programda izleyicilerden gelen yorumlar da tartışıldı. Bazı kullanıcıların “Kubilay da oraya gitmeseydi” şeklindeki yorumlarına tepki gösteren Kundakçı, bir insanın olay yerine gitmiş olmasının öldürülmesini haklı çıkaramayacağını söyledi.
Avukat Bilbay da evlat acısı yaşayan bir babanın sosyal medyada hedef alınmasını doğru bulmadığını belirtti. Bilbay, Cemil Kundakçı’nın adalet arayışının anlaşılması gerektiğini, aileye yönelik yorumlarda daha dikkatli olunmasını istedi.
Kundakçı, kendisini eleştiren bazı hesapların Aleyna’nın arkadaşları veya çevresinden kişiler olduğunu düşündüğünü söyledi. Bazı hesapların sahte olabileceğini de öne süren Kundakçı, bu kişilerle tartışmaya girmeyeceğini ifade etti.
Bilbay, bir mağdur ailesinin yaşadığı acının başka kişiler tarafından küçümsenmesinin doğru olmadığını belirterek, toplumun aileye destek olması gerektiğini dile getirdi.
Aleyna’nın eğitimine ilişkin iddia
Programın ilerleyen bölümünde Cemil Kundakçı, Aleyna’nın mahkemede eğitim durumuna ilişkin verdiği beyanı da gündeme getirdi.
Kundakçı, Aleyna’nın Amerika’da üniversite eğitimini tamamlamadığını, okulunu yarıda bıraktığını düşündüğünü söyledi. Bu bilgileri Amerika’daki araştırmaları sırasında kendisine ulaştırılan bilgiler üzerinden aktardığını belirten Kundakçı, mahkemede üniversite mezunu olduğunu beyan ettiyse bunun araştırılması gerektiğini savundu.
Avukat Bilbay ise bu tür bir iddia için somut bilgi ve belgeyle ilgili mercilere başvurulması gerektiğini söyledi. Mahkemeye verilen bilgilerin gerçeğe aykırı olduğunu düşünen kişilerin bunu şikâyet veya ihbar yoluyla ilgili makamlara bildirebileceğini ifade etti.
“Dosya unutulmasın”
Programın son bölümünde avukat Gurbet Bilbay, dosyanın kamuoyunun gündeminde tutulmasının önemine dikkat çekti. Bilbay, istinaf incelemesinin duruşmalı yapılması, tanıkların yeniden dinlenmesi ve teknik delillerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini yineledi.
Bilbay, medya desteğinin mağdur ailelerin sesini duyurması açısından önemli olduğunu belirterek, Cemil Kundakçı’nın adalet arayışını sürdürmesini doğru bulduğunu söyledi. Daha önce başka mağdur ailelerin de medya aracılığıyla seslerini duyurabildiğini hatırlattı.
Tarık Şeker de program boyunca taraflara söz hakkı verilmesinin önemini vurguladı. Şeker, Aleyna ve Vahap Canbay başta olmak üzere dosyada adı geçen kişileri programa davet ederek, onların da kendi anlatımlarını kamuoyuyla paylaşabileceklerini söyledi.
Şeker, “Tek taraflı konuşmuyoruz” diyerek Aleyna’nın da programa katılabileceğini, Cemil Kundakçı ve Gurbet Bilbay’ın da yayında bulunacağını ifade etti. Soruların yanıtlanması halinde kamuoyunda cevapsız kalan konuların açıklığa kavuşabileceğini belirtti.
Kundakçı’dan Adalet Bakanlığı’na çağrı
Cemil Kundakçı, programın sonunda Adalet Bakanlığı’na çağrıda bulunarak dosyanın bütün yönleriyle yeniden incelenmesini istedi.
Kundakçı, ilk iddianame ile sonraki mütalaa arasındaki farklılıkların, tanık ifadelerindeki değişikliklerin, adli tıp raporlarının ve dijital verilerin araştırılması gerektiğini söyledi. Üst mahkemede adaletin tecelli edeceğine inandığını belirten Kundakçı, toplum desteğinin de bu süreçte önemli olduğunu ifade etti.
Kundakçı, toplumun yeni olaylar nedeniyle önceki cinayetleri unutabildiğini, bu nedenle aynı konuları tekrar tekrar gündeme getirdiğini söyledi. “Bu dava Cemil Kundakçı’nın ve ailesinin davası olmaktan çıktı. Kubilay artık toplumun evladı” diyen baba, kamuoyundan dosyanın takipçisi olmasını istedi.
Kundakçı, suç işleyen kişilerin hak ettikleri cezaları almalarının ve toplum için tehlike oluşturabilecek kişilerin gerekli yaptırımlarla karşılaşmasının önemine dikkat çekti. Ailelerin, yakınlarının işlediği suçları örtmek yerine hukuki sonuçlarına katlanmalarını sağlaması gerektiğini savundu.
“Benim başıma geleceğini düşünmezdim” diyen Kundakçı, benzer olayların herkesin ailesinin başına gelebileceğini belirterek, vatandaşlardan gördükleri şüpheli gelişmeleri ilgili kurumlara bildirmelerini istedi.
Kundakçı, “Kubilay geri gelmeyecek ama başka Kubilayların ölmemesi gerekiyor” sözleriyle çağrısını yineledi.
Program taraflara açık davetle sona erdi
Tarık Şeker, programın sonunda Cemil Kundakçı ve Gurbet Bilbay’a katılımları için teşekkür etti. Şeker, Kubilay Kundakçı dosyasına ilişkin yeni gelişmeleri takip edeceklerini ve konuyu ilerleyen yayınlarda yeniden ele alacaklarını söyledi.
Şeker, dosyaya ilişkin bilgi ve belgeye sahip kişilere de çağrıda bulunarak kendileriyle iletişime geçebileceklerini belirtti. Kaynakların kimliklerinin açıklanmadan da yayın yapılabileceğini ifade etti.
Cemil Kundakçı, kendisine destek veren gazetecilere ve kamuoyuna teşekkür ederek, toplum desteğinin adalet arayışında önemli olduğunu söyledi. Avukat Gurbet Bilbay da medyanın mağdur ailelerin sesini duyurmasındaki rolüne dikkat çekti.