DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, NATO Zirvesi nedeniyle alınan olağanüstü güvenlik tedbirlerini, gözaltıları, tutuklamaları ve israf boyutundaki harcamaları sert sözlerle eleştirdi. Babacan, “Vatandaşımızın onuru NATO’dan büyüktür.” dedi. TBMM Yeni Yol Grup Toplantısı’nda konuşan Ali Babacan, geçmiş yıllarda yapılan NATO ve uluslararası toplantılarla karşılaştırma yaptığı konuşmasında, “İnanın hicap duyuyorum. Her yerlere duvarlar, brandalar… Türkiye’deki bütün güvenlik güçlerinin Ankara’ya yığılması. Nedir bu ya?” diye sordu. Babacan, şöyle devam etti: “NATO, ülkeleri düşmanlardan koruma sistemidir. Bunlar NATO’yu bizim kendi insanlarımızdan koruma derdine düşmüşler. Bu o demektir açıkçası. Bütün bu hazırlıklar odur. Kendi halkından korkmak, kendi milletinden korkmak. Şunu açıkça söyleyeyim arkadaşlar: Bizim milletimizin onuru NATO’dan büyüktür. Bunlar içeride halk nezdinde kaybettikleri meşruiyeti artık dışarıda sağlamaya çalışıyorlar. Bütün bu tantana, bütün bu hazırlık ne biliyor musunuz? Külliye’nin içerisinde Trump’la bir fotoğraf karesi verebilme. Bu kadar. Özü bu. Meşruiyetini halktan alacaksın. Kendi insanının onurunu ezdirmeyeceksin. Kendi vatandaşını dünya âleminin önünde küçük düşürmeyeceksin. Güçlü bir ülke, demokrasisiyle, hukuk devletiyle güçlü bir ülkedir. Güçlü bir ülkeye yakışan budur ve zirveler böyle düzenlenir. Güçlü devlet kendi vatandaşından korkan devlet değildir. Güçlü devlet vatandaşına güvenen bir devlettir. Güçlü devlet hukuku askıya alan değil, hukuku ayakta tutan bir devlettir. Türkiye’yi güçlü yapacak olan da korku salmak değildir. Hukuktur, adalettir, demokrasidir. İktidar, milletin karşısına devleti dikemez.” “Hukuk ihtimallerle, varsayımlarla, belkilerle, potansiyellerle işlemez; delille işler” Ali Babacan, NATO Zirvesi daha başlamadan varsayımlarla hareket edilerek çok sayıda insanın gözaltına alınıp tutuklandığını kaydetti. Gazeteci, akademisyen ve sivil toplum temsilcilerinin yaşadığı gözaltı ve tutuklamalara işaret eden Babacan, “Gerçek bir hukuk garabeti. Savcılığın sevk yazısına bakıyorsunuz. Düzenledikleri eylemler demiyor. İşledikleri suçlar demiyor. Ne diyor? ‘Eylem gerçekleştirebilirler belki de’ diyor. Ne diyor? Olabilir. Belki. İhtimal. Varsayım. Şu laflara bakın. Bir savcılığın, Türkiye Cumhuriyeti yargısının bir savcılığının iddianamesinde yer alabilecek ifadeler mi bunlar? Hukuk ihtimallerle, varsayımlarla, belkilerle, potansiyellerle işlemez. Hukuk delille işler, kanıtla işler. Sen, ‘Ya suç işlersen?’ diye hiç kimseyi gözaltına alamazsın. Suç işlenir, kanıtlanır; iddialar delile bağlanır. Ancak ondan sonra gerekli yaptırımlar uygulanır. Ben iktidardakilere buradan hatırlatmak istiyorum: Türkiye’nin NATO ile anlaşması varsa, Türkiye Cumhuriyeti’nin de kendi vatandaşlarıyla bir anlaşması var. Bu anlaşmanın adı kanunlardır. Bu anlaşmanın adı Anayasa’dır. Bu anlaşmanın adı hukuktur, hukuk. İktidar, vatandaşıyla olan akitleşmesini bir NATO Zirvesi var diye göz ardı edemez. Temel haklarını ve özgürlüklerini bedeller ödeyerek kazanmış bu milletin onuru uluslararası zirvelerden daha değersiz değildir. Yapılan harcamaları takip ediyorsunuz. Sadece havaalanının tadilatı için, lüksleştirilmesi için, daha gösterişli bir yer olsun diye harcadıkları rakam, kendi ifadeleriyle 10 milyar lira. Sadece havaalanı. Emeklilerimizin, çalışanlarımızın en zor şartlarda yaşadığı bir dönemde israfa tam gaz devam. Üstüne bu zirve nedeniyle şehri kapatacaklar, hayatı durduracaklar. Üniversitelerin yurtlarını boşalttırdılar arkadaşlar, yurtları. Üniversite yurtlarında bir tane öğrenci kalmayacak dediler. Tamamını gönderin, nereye gönderirseniz dediler. Böyle bir zirve düzenlenir mi? Böyle bir zirveye bu şekilde ev sahipliği yapılır mı?” ifadelerini kullandı. “Yargı Paketi, haksızlığa uğramış tüm kesimleri kapsamalı” DEVA Partisi lideri Ali Babacan’ın TBMM’de yaptığı grup konuşmasının gündeminde emekliler, asgari ücretliler ile İsrail’in aldığı sözde “soykırım” kararı ve 12. Yargı Paketi de vardı. “Hakkın teslim edildiği bir yargı reformu artık Türkiye’de kaçınılmaz hâle gelmiştir.” diyen Ali Babacan, TBMM’ye yeni sunulan Yargı Paketi’nin eksikliklerine dikkat çekti: “İçeriğe bakıyorsunuz, içeriği boş. Ağırlıklı teknik düzenlemelerden ibaret. Bugün geldiğimiz noktada infazda eşitlik talebi var mı? Pakette yok. 31 Temmuz Covid düzenlemesinden doğan mağduriyetlerle ilgili bir düzenleme var mı? Yok. Cezaevlerindeki kapasite sorunu var mı? Yok. Hasta tutuklu ve hükümlülerin durumu var mı? Yok. Aynı şekilde çek kanunundan kaynaklanan mağduriyetler var mı? Yok. KHK sonrası oluşan bu büyük haksızlık, hukuksuzluk… Bunlarla ilgili sorunların çözümü var mı? Yok. Uzun tutukluluk süreleri var mı? Yok. Adil yargılanma hakkına ilişkin yapısal sorunlar var mı? Yok. Yok. Yok. Yok. Bunların her biri doğrudan vatandaşlarımızın hayatına dokunan ve adalet duygusunu zedeleyen konular. Ve bunların hiçbirinde yok. Tüm başlıklar bütüncül bir şekilde ele alınmalıdır. Türkiye’de mağdur, haksızlığa uğramış kim var kim yoksa bunların tamamının detaylı bir şekilde çalışıldığı ve hakkın teslim edildiği bir yargı reformu artık Türkiye’de kaçınılmaz hâle gelmiştir. Şu andaki iktidarı gayet iyi biliyoruz, tanıyoruz. Bazı kesimlerle inatlaşmış durumda. Bazı kesimlerin sorununu çözmemek üzere neredeyse ant içmiş durumda. Çünkü mesele şahsileşmiş. Mesele hukuk, adalet meselesi değil; mesele şahsi bir hesap meselesi. Bunun için olmuyor. Bunun için yürümüyor. Çünkü ne dedi? ‘Kurunun yanında yaşı da yakacaksınız.’ dedi. Ne dedi? ‘Acımayın, acınacak hâle düşersiniz.’ dedi. Adil bir devlet bu ilkelerle yönetilir mi? Adil bir devlette yargıya bu şekilde talimatlar verilir mi? Meselenin özü bu. Ve üzülerek söylüyorum, ülkeyi yöneten kafa, zihniyet, kadrolar değişmeden bu sorunların çözülmesi çok zor görünüyor.” “Her birinden tek tek hesap soracağız” İsrail Hükûmeti’nin 1915 olaylarını “soykırım” olarak tanıyan kararına sert tepki gösteren, Ermenistan ile ilişkilerin normalleştiği bir zamanda yapılan bu girişimi saçmalık olarak değerlendiren Ali Babacan, şunları söyledi: “Biz Ermenistan’la geçmişe ait bütün konuları konuşuyoruz, masaya yatırıyoruz. İşi tarihçilerle konuşalım. Tarihçiler bu işlere baksın, biz yarınlara bakalım diyoruz. İsrail Hükûmeti kendi ayıbını, kendi soykırımını, kendi suçunu örtmek için geçmişte çare arıyor. İsrail Hükûmeti’nin aldığı bu karar, soykırım sabıkalıları tarafından alınmış ve savaş suçluları tarafından onanmış bir karardır. Başka bir şey değildir. Bu kararı alan İsrail Hükûmeti’nin Başbakanı Netanyahu, kendi soykırım suçu sebebiyle tutuklanma korkusu altında pek çok ülkeye bugün seyahat edememektedir. Ama bunların niyeti belli. Gazze’de yaptıkları bu büyük katliamı, bu soykırımı perdelemek, örtmek ve kamuoyunun ilgisini kendilerine göre başka bir alana çekmeye çalışmak. Biz her platformda şimdiye kadar olduğu gibi ülkemizin tezlerini kararlılıkla, soğukkanlılıkla ama güçlü bir şekilde savunmaya devam edeceğiz. Gazze’de on binlerce masumun ölümünden sorumlu olanlar ise er ya da geç yargı önüne çıkacak ve er ya da geç hesap verecek. Her birinden de tek tek hesap soracağız.” “En düşük emekli maaşımızın mutlaka güncellenmesi gerekiyor” DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, asgari ücret ve emeklilerin hak kayıplarını bir kez daha gündeme taşırken 1 Temmuz’da ara zam talebini de yineledi. Ali Babacan, yıl başında 33 bin TL olan asgari ücretin 6 ayda eridiğini hatırlattı:...
MANŞETLER
İstanbul Valiliği’nden yapılan açıklamada, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu kapsamında vatandaşların can ve mal güvenliğini...
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair...
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Batman’da 2007 yılında meydana gelen ve faili meçhul olarak kalan bir...
Gazeteci Özge Demir, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda CHP Kadın Kolları Genel Başkanlığı görevine getirilen...
Hak Hukuk Adalet Derneği Diyarbakır İl Başkanı Kadir Üzen, yaptığı açıklamada Cumhuriyet Halk Partisi’nin kuruluş...
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Sağlık Uygulama Tebliği’nde (SUT) değişiklik yaptı. Bugünkü Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe...
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 20-21 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilen 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS)...
Adalet Bakanı Akın Gürlek, yurt dışına kaçan suçluların iade süreçlerine ilişkin açıklama yaptı. Gürlek, sosyal...
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu,...
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan TBMM’de gerçekleştirilen grup toplantısında konuştu. Üretici ve emeklinin yaşadığı ekonomik darboğaza dikkat çeken Arıkan, NATO zirvesi hazırlıklarını işaret ederek “İktidar sorunları brandayla kapatıyor” dedi. İl il yayılan NATO protestosu yasaklarına “Brüksel’de serbest, Ankara’da yasak” sözleriyle tepki gösteren Arıkan’ın en çarpıcı çıkışı ise savunma sanayisi üzerinden oldu. Trump’ın Türkiye’den taleplerinin konuşulmadığını vurgulayan Arıkan, kürsüden “BlackRock adlı Amerikan fonu, Aselsan’ı mı almak istiyor?” sorusunu yöneltti. Mahmut Arıkan’ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şu şekilde; “BU İKTİDAR BRANDA İKTİDARIDIR!” “Her hafta emeklimizden üreticimize bu grup toplantımızda toplumun bütün kesimleriyle bir araya gelmeye gayret ediyoruz. Bir taraftan da onların gelmesini beklemeden her fırsatta Anadolu’yu karış karış dolaşıyoruz. Her ne kadar iktidar işi gücü bırakıp Ankara’daki NATO toplantısına odaklanmış olsa da; bizim gündemimiz Anadolu, bizim gündemimiz milletimiz. Bu hafta sonu da üzerinden üç buçuk yıl geçmesine rağmen hala depremin yaralarını sarmaya çalışan Adıyaman ilimizdeydik. Ankara’da; NATO toplantısı için, yoksulluğun üzeri brandalarla kapatılmaya çalışılırken, bizler Adıyamanlı hemşehrilerimizin dertleri ile hemhal olduk. Esnafımızla, çiftçilerimizle, gençlerimizle bir araya geldik. Ama bir dokunduk bin ah işittik. Bitmeyen yollar, bitmeyen sulama projeleri, devam eden altyapı sorunları, toz toprak içerisinde bir Adıyaman gördük. Biz bunları gördük ama Sayın Cumhurbaşkanı Adıyaman’a gittiğinde bunlar görülmedi. Neden? Çünkü o zaman da Adıyaman’ı brandalarla kapatmışlardı. Bu iktidar branda iktidarıdır! Neden branda iktidarı diyoruz? Çünkü bu iktidar; sorunları çözmeyi değil, örtmeyi marifet sayıyor. Sayın Cumhurbaşkanı Hatay’a gidecek branda, Adıyaman’a gidecek branda, şimdi de Trump gelecek diye bütün Ankara brandalarla örtülüyor. Ey AK Partililer; beceriksizliğinizi, ayıbınızı brandalarla örtemezsiniz. 25 yılın sonunda AK Parti iktidarının ülkemizi getirdiği nokta budur. Sorunları branda ile örteceklerini sanıyorlar. İşte bizler o brandaların arkasında saklanmaya çalışılan Adıyaman’ın feryadını dinledik.” “BU ÜLKENİN ÜRETİCİSİNİ, KÜRESEL SERMAYENİN İNSAFINA TERK ETTİLER”...
Dikili ilçesine bağlı Bademler Mahallesi Yahşi Tepesi’ndeki makilik alanda dün akşam saatlerinde yangın çıktı. Yangın...
24 Haziran 2026 tarihinde kabul edilen ve bugün Resmi Gazete’de yayımlanan 7587 sayılı “Bazı Kanunlarda...
Nihat AYDIN / AĞRI (İGFA) – Ağrı’da temel tüketim ürünleri arasında yer alan ekmeğe yeni zam...
Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde başkentte hizmet verecek taksiciler için özel bir uygulama hayata geçiriliyor....
İstanbul’da yarın etkisini artırması beklenen sıcak hava dalgası nedeniyle nemle birlikte hissedilen sıcaklığın 40 dereceye...
Basın İlan Kurumu (BİK) ile Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) arasında, iletişim ve medya sektöründe nitelikli...
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, restoran ve kafelerde tüketicilerin daha bilinçli tercihler yapabilmesi amacıyla...