Cambaz Öldü, Ya Mahalle !

Prof. Dr. Mahmut YARDIMCIOĞLU

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

 

Eskiler anlatır; cambaz ipin üstünde maharetini sergilerken, aşağıda birileri bağırırmış: “Cambaza bak, cambaza bak!” Halk büyülenmiş gibi göğe, o ince ipin üzerindeki ölüme meydan okuyan adama bakarken; yankesiciler kalabalığın içinde el çabukluğuyla cüzdanları boşaltırmış.

Bugün o eski oyun, devasa bir sahnede, tüm dünyanın gözü önünde yeniden kuruldu. Ama bu sefer niyet sadece cüzdanlar değil; niyet evi, mahalleyi, hatta topyekûn ülkeleri soymak.

REKLAM ALANI

İp, Cambaz ve Şebeke

Şu an Orta Doğu’da izlediğimiz İran, İsrail ve ABD üçgenindeki gerilim, aslında o meşhur ipin ta kendisidir. Füzeler havalandığında, karşılıklı tehditler havada uçuştuğunda hepimiz başımızı yukarı kaldırıp o “cambazı” izliyoruz. “Savaş çıkacak mı?”, “Kim kimi vuracak?” sorularıyla meşgul edilirken, aslında hepimiz sağır ve kör birer seyirciye dönüştürülüyoruz.

Oysa hikâyenin en acı kısmı şudur: Cambaz da o şebekenin bir parçasıdır. Gözü bağlanarak ipe çıkarılmıştır. Kendini sistemin bir parçası, dokunulmaz bir aktör sanmaktadır. Ama vakti geldiğinde, o büyük “vurgunu” gerçekleştirmek için bizzat kendi şebekesi tarafından ipi kesilir. Cambaz düşer, cambaz ölür.

Ceset Başındaki Kalabalık

Cambaz öldüğünde, yankesiciler bu sefer “Cambaz öldü!” diye bağırarak ahaliyi cesedin başına toplar. Bizler yine “Katil kim?”, “İpi kim kesti?” diye birbirimizi yerken, arka mahallede kapılar kırılır, tapular el değiştirir, ülkelerin kaderi kapalı kapılar ardında yeniden çizilir.

Savaş gürültüsü, aslında devasa bir hırsızlığın fon müziğidir. Enerji koridorları el değiştirir, ekonomik sistemler yeniden dizayn edilir ve halklar dijital birer numara haline getirilir; bizim tek gördüğümüz şey o kanlı sahnede yatan cambazdır.

Gözünü Dört Açma Zamanı

Şimdi herkesin kulağına birileri bir şeyler fısıldıyor. Dezenformasyonun, korkunun ve nefretin fısıltıları bunlar…

Bu gürültü, kıyamet vaktindeki sur üflemesine benzer; insanı sağır eder, muhakeme yeteneğini elinden alır.

Ama unutmamak gerekir ki; cambazın ipini kesen makas ile bizim kapımızın kilidini zorlayan maymuncuk aynı eldedir.

Eğer gökyüzündeki o kontrollü kaosa bakmaktan başımızı aşağı indirmez isek, uyandığımızda sadece cüzdanımızın değil, üzerinde yaşadığımız vatan parçamızın da elimizden kayıp gittiğini fark edebiliriz.

Vakit, cambaza bakma vakti değil; vakit, evin kapısını içeriden kilitleyip gözü dört açma vaktidir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ