Annemin Eli Değen Her Şey Neden Güzelleşir?
Bazı insanların varlığı bile yetiyor dünyayı güzelleştirmeye. Kalabalıklar içinde fark edilmeden dolaşırlar belki ama dokundukları her şeyde izleri kalır. Annem de öyle… Onun elinin değdiği hiçbir şey sıradan kalamaz. Sanki o dokunduğu an, eşya can bulur, yemek ruh kazanır, toprak nefes almaya başlar.
Aynı mutfak, aynı tencere, aynı malzemeler… Ama annemin yaptığı yemekler bambaşkadır. Bir başkası için sadece karın doyurmaktır yemek yapmak; onun için ise bir gönül işidir. Ocağın başında dururken sadece yemeği değil, içindekileri de karıştırır. Bazen sessizce dua eder, bazen içinden geçenleri katar yemeğe. Belki de bu yüzden onun yaptığı bir çorba, sadece içimizi ısıtmaz; sanki yorgunluğumuzu da alır, içimize huzur bırakır. Tarifini sorsan anlatır ama o tadı yakalayamazsın. Çünkü onun sırrı ölçülerde değil, kalbindedir.
Bir gün bir çiçek diker… Başkası için küçük bir uğraş, onun için bir umut vesilesidir bu. Toprağı eşelerken sanki hayatı da düzene koyar. O küçücük fideyi yerleştirirken içine sabır eker, sevgi eker. Sonra günler geçer… Başkalarının çiçekleri sadece büyürken, annemin çiçekleri yaşar. Yaprakları daha canlı, renkleri daha derin olur. Çünkü o sadece su vermez; konuşur, sever, hisseder. Belki de çiçekler, en çok sevildikleri yerde kök salar.
Bir sebze yetiştirir mesela… Dalından koparılan o küçücük ürünün bile tadı bir başka olur. Pazardan alınanla kıyaslanamaz bile. Çünkü onun yetiştirdiği her şeyde alın teri vardır, emek vardır. Güneşin altında yorulsa da şikâyet etmez. Toprağa eğilirken aslında hayata eğilir, sabretmeyi öğretir kendine. Ve bilir ki güzel olan her şey zaman ister. Bu yüzden onun yetiştirdiği sebzeler sadece doyurmaz; insana emeğin ne demek olduğunu hatırlatır.
Annemin eli değmek… Bu, sadece dokunmak değildir aslında. Bir şeye kendinden bir parça bırakmaktır. Sevdiğini hissettirmek, değer verdiğini anlatmaktır. O yüzden onun yaptığı hiçbir şey sıradan değildir. Çünkü o, hiçbir şeyi mecbur olduğu için yapmaz; gönlünden geldiği için yapar.
Zaman geçtikçe insan daha iyi anlıyor…
Her el aynı değil. Her dokunuş aynı değil.
Bazı eller sadece tutar, bazı eller ise iyileştirir.
Annemin elleri…
Yorgun, nasırlı belki ama içinde dünyalar kadar sevgi taşıyan eller…
Değdiği yeri güzelleştiren, dokunduğu şeyi çoğaltan eller…
Ve ben biliyorum ki,
Bu dünyada bazı mucizeler sessizdir.
Bir annenin eli gibi…