Cezasızlığın Gölgesinde Büyüyen Çocuklar

Özge DEMİR

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

16 yaşındaki Zeynep Naz Sarıkaya, ehliyetsiz ve hız sınırını aşan bir sürücünün açık ihmali sonucu hayattan koparıldı. Henüz yaşamın başındaydı.

Gelecek hayalleri, umutları, sevdikleri vardı. Ancak bu ağır ihmalin karşılığı olarak sorumluya verilen ceza yalnızca 2 yıl 8 ay hapis oldu. Üstelik cezanın infazı dahi olmadığı için bugün serbest.

Bu tablo, sadece bir aileyi değil, toplumun tamamını yaralıyor. Çünkü burada eksik olan yalnızca adalet değil; vicdan, caydırıcılık ve sorumluluk duygusu. Bir çocuğun yaşamı bu kadar ucuz olmamalıydı. Trafik suçları “kaza” diyerek geçiştirilemeyecek kadar ciddi, sonuçları ise geri dönülmez kadar ağırdır.

REKLAM ALANI

Tam da bu nedenle bugün kamuoyunda yükselen “Zeynep Naz Sarıkaya Yasası çıkarılsın, trafik cezaları caydırıcı şekilde artırılsın” çağrısı bir talep değil, zorunluluktur. Ehliyetsiz araç kullanmanın, hız sınırlarını hiçe saymanın, insan hayatını tehlikeye atmanın gerçek ve ağır sonuçları olmalıdır. Aksi halde benzer acılar yaşanmaya devam edecek, her yeni dosya bir öncekine benzeyecektir.

Tüm bu tarifsiz acının içinde, insanın yüreğini hem dağlayan hem de düşündüren bir sahne var: Zeynep Naz’ın kardeşi Çınar Sarıkaya, karnesini aldı. Ablasını kaybetmiş bir çocuk, tarifsiz bir yasın ortasında… Buna rağmen tüm derslerinde başarılı oldu.

Bu başarı bir sevinç tablosu değil. Bu, bir çocuğun omuzlarına erken yaşta yüklenen ağır bir hayatın sessiz çığlığıdır. “Ben buradayım” deme çabasıdır. Acıyla büyümek zorunda kalan çocukların hayata tutunma biçimidir.

Sormamız gereken soru şudur: Bu çocuklar neden böyle büyümek zorunda kalıyor? Neden bir kardeş, bir daha geri gelmeyecek bir ablanın yokluğunda güçlü görünmek zorunda bırakılıyor? Ve neden bu acıların sorumluları etkili cezalar almadan aramızda dolaşabiliyor?

Zeynep Naz Sarıkaya’nın adı yalnızca bir dava dosyasında kalmamalı. Onun adı, trafik terörüne karşı gerçek bir hukuki dönüşümün başlangıcı olmalı. Çünkü adalet sağlanmadıkça yas bitmez, çünkü caydırıcılık olmadıkça yeni Çınarlar büyümek zorunda kalır.

Bir karnenin anlattığı bu sessiz çığlığı duymak zorundayız. Bugün susarsak, yarın bu acı bir başka evin kapısını çalabilir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ