Sosyal Demokrat Yerel Yönetimin Krizi
Sosyal demokrasi; eşitlik, adalet, kamusal yarar ve katılımcı demokrasi iddiasıyla var olur. Yerel yönetimler ise bu iddianın somutlaştığı en temel alanlardır. Ancak bugün kendisini sosyal demokrat olarak tanımlayan birçok yerel yönetim pratiği, bu değerlerle açık bir çelişki içindedir.
Toplumun çöküşünden, ahlaki yozlaşmadan ve siyasal kirlilikten söz eden; ancak bu sorunlara yönelik yapısal ve dönüştürücü çözümler üretemeyen parti yönetimleri, inandırıcılıklarını hızla yitirmektedir. Daha vahimi, seçimle kazanılan belediyeler üzerinde siyasal ve etik denetim kuramayan bu yapıların, zamanla belediye başkanlarının iradesine teslim olmasıdır. Bugün tablo tersine dönmüştür: Partiler yerel yönetimleri yönetmemekte, yerel iktidar odakları partileri belirlemektedir.
Sosyal demokrat yerel yönetim anlayışı; rant üretmek, vitrin projelerle algı yönetmek ya da belediyeyi kişisel kariyer basamağına dönüştürmek değildir. Oysa birçok belediyede şeffaflık geri plana itilmiş, kamu kaynakları halkın ortak ihtiyaçları yerine dar bir çevrenin siyasal ve ekonomik çıkarlarına tahsis edilmiştir. Kent yoksulluğu derinleşirken, sosyal politikalar göstermelik yardımlara indirgenmiştir.
Katılımcılık söylemde kalmış; kent konseyleri, mahalle meclisleri ve sivil toplum mekanizmaları işlevsizleştirilmiştir. Belediye başkanları kendilerini kentin geçici yöneticisi değil, adeta sahibi olarak görmeye başlamış; kentte yaşayan yurttaşlar ise karar süreçlerinin dışında bırakılmıştır. Bu anlayış, sosyal demokrasinin özüne aykırıdır.
Sosyal demokrasi, hesap verebilirlikten korkmaz; eleştiriyi düşmanlık olarak görmez. Oysa bugün parti içi eleştiri mekanizmaları bastırılmakta, liyakat yerine sadakat ödüllendirilmektedir. Bu durum yalnızca yerel yönetimleri değil, partinin bütün siyasal iddiasını aşındırmaktadır.
Eğer sosyal demokrat yerel yönetimler yeniden inşa edilecekse; bunun yolu güçlü bir parti denetiminden, gerçek katılımcılıktan, kamucu bütçe anlayışından ve ahlaki-siyasal tutarlılıktan geçmektedir. Aksi halde sosyal demokrasi, tabelada kalan bir iddia; yerel yönetimler ise kişisel iktidar alanları olmaktan öteye geçemeyecektir.
Baki Düzgün
Hak-Der Genel Başkanı