Kent Kültürü ve Modernite: Beton Arasında Kaybolan İnsan
Kentler büyüyor. Yükselen binalar, genişleyen yollar, çoğalan alışveriş merkezleri… Ama aynı hızla insan küçülüyor. Modernite adı altında kurulan bu yeni yaşam düzeni, kentleri geliştirdi mi, yoksa ruhsuzlaştırdı mı? Asıl sorulması gereken soru tam da budur.
Kent kültürü, yalnızca binalardan, altyapıdan, teknolojiden ibaret değildir. Kent kültürü; birlikte yaşama ahlakıdır, kamusal alanı paylaşma bilincidir, komşuluk hukukudur, farklı olana tahammül edebilme yeteneğidir. Modernite ise bu kültürü ya ileriye taşır ya da onu piyasaya, ranta ve tüketime teslim eder.
Bugün birçok şehirde modernite, insan merkezli değil sermaye merkezli ilerliyor. Meydanlar halkın değil; AVM’lerin. Sokaklar çocukların değil; araçların. Kent, yurttaşın değil; yatırımcının ihtiyaçlarına göre şekilleniyor. Böyle bir modernlik, ilerleme değil, yabancılaşmadır.
Kentli olmak, sadece şehirde yaşamak değildir. Kentli olmak; hakkını bilmektir, sorgulamaktır, yönetime katılmaktır. Ancak modern şehirlerde birey, yurttaş olmaktan çıkarılıp müşteriye dönüştürülüyor. Ulaşım bir hak değil, bedel. Barınma bir ihtiyaç değil, yatırım aracı. Kültür ise ya ticarileştiriliyor ya da yok sayılıyor.
Bir diğer sorun da modernitenin yarattığı yalnızlık. Kalabalıklar içinde yalnızlaşan insanlar, apartman dairelerine sıkışmış hayatlar, tanımadığımız komşular… Kent büyüdükçe insan ilişkileri küçülüyor. Geleneksel dayanışma ağları çözülürken, yerine gerçek bir kamusal bağ kurulamıyor.
Oysa başka bir kent mümkündür.
İnsanı merkeze alan, doğayla barışık, kültürel çeşitliliği tehdit değil zenginlik olarak gören bir kent anlayışı mümkündür. Katılımcı yerel yönetimlerle, mahalle kültürünü yaşatan politikalarla, kamusal alanı halka iade eden bir modernite mümkündür.
Kent kültürü ile modernite arasındaki mesele, eskiyle yeninin kavgası değildir. Mesele şudur:
Modernlik kimin için ve ne pahasına?
Eğer modernite adaleti, eşitliği, birlikte yaşamı büyütmüyorsa; o modernlik yalnızca betonlaşmış bir çöküştür. Kent, insanla anlamlıdır. İnsan yoksa, o şehir sadece kalabalık bir yalnızlıktır.
Baki Düzgün
Hak-Der Genel Başkanı