AVRUPA’NIN EN BÜYÜK KADINLAR BASKETBOL KUPASI TÜRK FİNALİNDE SÜPER KUPA FENERBAHÇE’NİN
Avrupa kadın basketbolunun en üst düzey kulüp organizasyonu olan FIBA Kadınlar Süper Kupa finalinde, iki Türk temsilcisinin karşı karşıya geldiği dev randevuda zafer bir kez daha sarı-lacivertli renklerin oldu. Çimsa ÇBK Mersin’i 79-71 mağlup ederek Süper Kupa’yı üst üste ikinci, toplamda ise 3. kez müzesine götüren Fenerbahçe Tarfin, bu kulvarda Avrupa kadın basketbolunun tarihi devi UMMC Ekaterinburg’un 4 kupalık rekoruna bir adım daha yaklaşarak, bu kupayı tarihte 3 kez kazanan ikinci takım unvanını resmen aldı. Bu tarihi zaferle birlikte sarı-lacivertli kulübün Avrupa arenasındaki toplam kupa sayısı 6’ya (3 EuroLeague, 3 Süper Kupa) ulaştı.
Ancak bu istatistiksel zaferin ve müzeye eklenen yeni kupanın görkeminin ötesinde; kulübedeki stratejik değişimi, arka plandaki idari aklı, yapılan 8 yeni transferin kadro mimarisine etkisini ve bu başarının hangi zorluklar aşılarak inşa edildiğini çok daha derinlikli, detaylı ve habercilik sorumluluğuyla okumak gerekiyor.
Karşımızda sadece kazanılmış bir kupa değil; sil baştan kurgulanmış, yaş ortalaması aşağı çekilmiş, atletizm tavanı yükseltilmiş bir yapının henüz yolun en başında elde ettiği devasa bir potansiyel tescili duruyor.

Fenerbahçe Tarfin Kadın Basketbol, parkeden 79-71 galip ayrılarak Süper Kupa’nın sahibi oldu.
Çeyrek skorları:
1. Çeyrek: 21-19
2. Çeyrek: 11-19
3. Çeyrek: 16-21
4. Çeyrek: 23-20
5. Koç Ahmet Çakı’nın Kadın Basketbolundaki İlk Sınavı
Bu şampiyonluğu kulüp tarihindeki önceki zaferlerden ayıran faktör; kulübedeki ve saha içindeki felsefe değişimidir. Fenerbahçe yönetimi ve basketbol şubesi, üst üste gelen şampiyonlukların ardından başantrenör Miguel Mendez ile yolları ayırarak yeni sezona girerken kulübe liderliğini erkek basketbolu kökenli başantrenör Ahmet Çakı’ya emanet etti. Bu, son derece radikal ve bir o kadar da riskli bir karardı.
Kariyerinde daha önce hiç kadın basketbol takımı çalıştırmamış olan Ahmet Çakı; Darüşşafaka, Anadolu Efes, Tofaş, ALBA Berlin ve Karşıyaka gibi erkek takımlarında edindiği yüksek tempolu, sert savunma anlayışını, fiziksel teması, alan daraltan agresif şablonları ve çabuk karar alma mekanizmalarını kadın basketboluna entegre etme hedefiyle göreve başladı.
Kadın basketbolundaki bu ilk baş antrenörlük deneyimini yaşayan Ahmet Hoca, henüz takımla 5 antrenman bile yapamadan sezonun en zorlu, en baskılı ve hatayı affetmeyen uluslararası sınavına çıktı.

Birlikte oynama alışkanlığı bulunmayan, set hafızası, alan paylaşımı ve yardımlaşma refleksleri henüz emekleme aşamasında olan bir takımla bu seviyede bir final maçına çıkmak; teknik kadro adına devasa bir risk ve kriz yönetimi testiydi.
Ahmet Çakı ve teknik ekibinin maç içindeki rotasyon zamanlamaları, mola dönüşlerinde çizdiği pratik ve doğrudan sonuca yönelik setler, rakip hamlelere verdiği hızlı kenar reaksiyonları ve oyunun temposunu elinde tutma çabası, bu geçiş döneminin ne kadar doğru ve soğukkanlı planlandığını tescilledi. Kariyerinin bu ilk kadın basketbolu sınavından alnının akıyla çıkan Çakı, takımın saha içi disiplinini en krizli anlarda bile ayakta tutmayı başardı.
2. Gidenlerin Ardından Sil Baştan Yenilenen Genç Kadro
Fenerbahçe bu sezon kadro mühendisliğinde son yılların en radikal gençleşme ve kabuk değiştirme operasyonuna imza attı. Önceki sezondan Kayle McBride, Gabrielle Williams, Sevgi Uzun, Tilbe Şenyürek, Natasha Howard, Nikolina Milić, Ivana Raca ve İdil Saçallıoğlu gibi takımın omurgasını oluşturan çok önemli isimlerle yollar ayrıldı.
Kulüp, rotasyonun büyük bir kısmını yenileyerek yaş ortalamasını radikal şekilde aşağı çekti ve kulüp tarihinin en genç kadrolarından birini kurdu. Atletizm tavanını Avrupa standartlarının çok üzerine çıkaran bu operasyonda kadroya dahil edilen 8 yeni transfer, sarı-lacivertli ekibin oyun karakterini tamamen dönüştürdü:
Leïla Lacan (22 Yaşında / Basket Landes – Fransa): Fransa millî takımının genç yıldızı ve son EuroLeague Women sezonunun “Yükselen Yıldızı” (Rising Star) seçilen skorer guard, tempoyu yukarı çeken penetreleri ve savunmadaki boğucu top çalma becerisiyle takımın dış rotasyonuna elit bir dinamizm kattı. Finalde ürettiği 10 sayı ile bu dinamizmi taçlandırdı. Faul problemini ve maçtaki dinamik yapısını iyi bir savunma ile birleştirebilirse Avrupa’nın en iyi 5’inde devamlı yer bulabilecek yetenekte.
Tima Pouye (26 Yaşında / Tango Bourges Basket (Fransa Ligi) / Toronto Tempo (WNBA): Fransız şutör guard, dış atışlardaki yüksek yüzdesi ve hücumdaki skorer kimliğiyle set oyunlarında takıma çok değerli bir alan paylaşımı ve şut tehdidi kazandırdı. Maçta attığı 6 kritik sayı takıma can suyu oldu.
Luisa Geiselsöder (26 Yaşında / Basket Landes – Almanya): Almanya millî takımının pota altındaki önemli ismi, boyalı alandaki sertliği, ikili oyunlardaki devrilme kalitesi ve ribaunt sezgisiyle uzun rotasyonunun en kilit yapı taşlarından biri oldu. Finalde boyalı alandan 9 sayı üretti.
Lauren Betts (22 Yaşında / UCLA – ABD): Amerikan kolej basketbolunun en dikkat çeken genç uzunlarından biri olan Betts, devasa boyu ve çember savunmasındaki caydırıcılığıyla pota altında rakip hücumlara duvar ördü.

Laura Juškaitė (28 Yaşında / BK Brno (Çekya Ligi) (ÇBK Mersin): ÇBK Mersin ile geçtiğimiz sezon EuroCup şampiyonluğu yaşayan Litvanyalı çok yönlü forvet, hem dış şut tehdidi hem de sahanın her iki yönünde koşan yapısıyla taktik esneklik sağladı.
Nell Angloma (18 Yaşında / Basket Lattes Montpellier – BLMA (Fransa) / Connecticut Sun (WNBA): Kadronun en genç isimlerinden olan Fransız forvet, yüksek atletizm kapasitesi, fiziksel gücü ve pota altı ile dış çevredeki çok yönlü savunma katkısıyla geleceğe yatırım niteliğinde çok kritik bir hamle olarak kadroya eklendi, maçı da 6 sayıyla tamamladı.
Manolya Kurtulmuş (28 Yaşında / Beşiktaş): Yerli rotasyonunu derinleştiren, dış şut katkısı ve Türk oyuncu havuzundaki kalitesiyle koçun elini rahatlatan çok değerli bir skorer olarak kadroya eklendi.Zeynep Şevval Gül (25 Yaşında / Galatasaray): Uzun rotasyonuna katılan yerli güç, boyalı alandaki enerjisi ve fiziksel mücadelesiyle rotasyon derinliğine önemli bir alternatif kazandırdı.
3. Saha İçi Teknik Analiz: Yerleşim Eksikleri, Ribaunt Zaafları ve Şut Dengesi
Henüz yolun çok başında olan, taşları yerine tam oturmamış bu yeni kadronun sahadaki teknik röntgeni çekildiğinde, önümüzdeki süreçte geliştirilmesi ve oturtulması gereken noktalar net bir şekilde göze çarpmaktadır:
Ancak bu kadar çok yeni ismin aynı anda rotasyona girmesi, rol dağılımlarının henüz tam olarak netleşmemiş olması ve iletişim dilinin kurulması süreci, doğal olarak saha içi uyum sancılarını ve ritim eksikliğini de beraberinde getirdi. Takım yeterince sistem ve kurgu oyunları için akış idmanı yapamadan sahaya çıktığı için oyunun belli bölümlerinde organizasyon kopuklukları, pas trafiğinde duraksamalar ve topsuz alan koşularındaki çakışmalar yaşandı.
Birlikte oynama süresi arttıkça bu tür teknik ve taktiksel aksaklıkların giderilmesi basketbolun doğası gereğidir. Buna rağmen yeni transferlerin getirdiği taze kan ve savunma enerjisi galibiyeti getirdi.

A. Pota Altı, Aksiyon Yerleşimi ve Hücum Ribauntları
Uzun rotasyonundaki oyuncuların pota altı aksiyon yerleşimi, perdeleme sonrası devrilme (pick-and-roll) zamanlamaları, yüksek post – alçak post pas açıları henüz istenen otomatiğe bağlanmış değil. Özellikle savunmada box-out (adam kapama) zaafları ve hücumda doğru pozisyon alamama nedeniyle rakibe verilen hücum ribauntları maç boyunca belirgin bir kriz yarattı. Rakibin ikinci şans sayılarından bulduğu kolay basketler ve tekrarlanan hücum hakları, maçın kopmasını engelledi ve rakip takımı oyunun içinde tuttu. Uzunların pozisyon alma, temas alma ve zamanlama ritmi antrenman sayısı arttıkça oturacaktır. Benim bir de çıplak gözle seyretmem gerekse de televizyondan anladığım ki oyunun bütününü göremediğim için biraz afaki fikir yürütüyorum dış atışların başarısının bu maçta görece düşük olması hücumda yer ve konum almasını henüz oturtamamış genç uzularda zaaf olarak gözüktü ve sanırım 3 hücum ribaunt ile kapattılar. Ancak rakibe 10’dan fazla hücum ribauntu imkanı verdiler. Ki ÇBK Mersin’de oyunun son 3 dakikasına kadar dış atışlarda son derece zorlandı Fenerbahçe Tarfin enerjik savunması karşısında.
Ancak oyunun özellikle son çeyreğinde kazandık havası, motivasyonun kaybı 20 li sayılardan 2 hücumluk bir farka kadar düşürdü. Bunun bir sebebi de kondisyonu tüm oyuncu değişikliklerine rağmen daha yukarıya henüz çekmemelerinden kaynaklandı.
B. Kısa Rotasyonu, Şut Seçimleri ve Dış Atış Dengesi
Kısa oyuncuların hücum setlerinde zaman zaman aceleci davranması, topun dolaşımını ve set şablonunu sonuna kadar tamamlamadan zorlama şutlara yönelmesi dikkat çeken bir diğer unsur oldu. Dış atış tercihlerinde daha sabırlı olunması, şutörlerin doğru açıda ve doğru zamanda topla buluşturulması ve set disiplinine sadık kalınması gerekiyor. Oyun ritmi oturdukça, pas trafiği akıcılık kazandıkça ve oyuncular birbirlerinin şut alanlarını tanıdıkça dış şut yüzdesi de istikrarlı ve yüksek bir çizgiye gelecektir. Aslında kupayı yine eski bildiğimiz oyuncuların Emma Messeman, Alperi Onar ve Olcay Çakır Turgut’un etkili performansları belirledi. Ligde ve Eurolig’de takımın daha dengeli bir görev bölümü paylaşımı yapması, pas hızını arttırması, sistem ve oyun hafızasına ikili oyun setlerini takım geneline yansıtmaya başlaması ile oturacağını bunun da zaman ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
4. Sistemi Ayakta Tutan Omurga: Alperi, Olcay ve Takımın Her Şeyi Emma Meesseman
Kriz anında galibiyeti getiren ve takımı ayakta tutan ana unsur, sarı-lacivertli ekibin tecrübeli demirbaş omurgası oldu. Kaptan Alperi Onar, Julie Allemand, Olcay Çakır Turgut ve Emma Meesseman sahadaki akıl, deneyim ve kriz çözücü rolü üstlenerek bu tarihi zaferin ana mimarları oldular.
Emma Meesseman (Takımın Beyni, Annesi, Kalbi): Saha içi yüksek görüşü, yüksek posttan dağıttığı elit paslar, pota altı bitiriciliği ve kriz anlarında bulduğu soğukkanlı basketlerle yine bir dünya yıldızı gibi oynadı. Sadece istatistikleriyle değil; bu gencecik kadroya saha içinde ve dışında yaptığı liderlikle, takımın adeta beyni, annesi ve kalbi olduğunu bir kez daha gösterdi. Maçı 14 sayı, 8 ribaunt ve 7 asist ile tamamlayarak hak edilmiş bir şekilde “Finalin En Değerli Oyuncusu” (MVP) seçilen efsane, takımın hücumda tıkandığı her anda sahneye çıkarak adeta takıma nefes aldırdı.
Alperi Onar (Takım Kaptanı): Tempolu oyunda bulduğu süratli drive’lar, penetre üzerinden yarattığı pozisyonlar, agresif dış savunması ve takımın hücumda tıkandığı dakikalarda aldığı bireysel sorumluluklarla maçın ritmini sarı-lacivertlilerin lehine tuttu. Finalde ürettiği 10 sayı, sahadaki hırsı ve enerjisi takımı ateşleyen ana unsur oldu.
Olcay Çakır Turgut (Saha İçi Komutanı): Oyun kurucu pozisyonunda tempo kontrolünü mükemmel sağlayarak, yeni transferlerin saha içindeki doğru yerleşimini organize eden gerçek bir saha içi komutanı gibi hareket etti. Maçın ritmini ayarlama, doğru oyuncuyu doğru zamanda bulma ve savunma direncini artırma konusunda harika bir performans sergileyen tecrübeli guard, 16 sayıyla finalde takımın en skorer ismi oldu.
5. Fenerbahçe Tarfin Kurumsal Yapısı ve Medya Gücü
Saha içindeki amansız mücadelenin, teknik başarının ve oyuncu performanslarının arkasında, organizasyonun kusursuz işlemesini sağlayan son derece güçlü, vizyoner bir idari akıl yer alıyor.
Bu idari yapının en kritik aktörlerinden biri ise Genel Menajer Arzu Özyiğit oldu. Arzu Hanım, gencecik oyuncuların idari ve sportif akıl hocalığını, moral hocalığını üstlenerek yönetim ile takım arasında kusursuz bir köprü vazifesi gördü. Bu genç yapının kırılgan anları hasarsız atlatmasındaki payı yadsınamaz. Ayrıca bu kadronun oluşumunda kulübe yakın birkaç kişinin bildiği o hazırlık ve ikna safhasını da harika kurguladı. Tüm oyuncuları bir araya getirmek, inandırmak, yönetime başarının şifrelerini vermek yetenek dışında öngörülü bir vizyonu da gerektiriyordu. İşte Arzu Hanımın bu branşta sürdürülebilirliğin temel taşının ne olduğunu gösteriyordu.
Takım Menajeri Derin Yener ve Dijital Medya Yöneticisi Hazal Karabil liderliğindeki profesyonel şube yönetimi ve idari kadro; bu radikal kadro değişimini, 8 yeni transferli gençleşme operasyonunu ve geçiş dönemini krizsiz yöneterek sezonun henüz ilk haftasında kupayla buluşan devasa bir yapı kurguladı. Gelen her bir oyuncuya kısa sürede mini bir aidiyet kazandırmak, onları neşelendirmek, rahatlatmak, yüzlerini gülümsetmek, geldikleri kulübün tarihini, misyonunu ve hedeflerini anlatmak tüm staffın emeğini sergiliyordu ki buna yıllardır şahidim.
Medya tarafında ise bu sene ekstradan Erkek Basketbol Takımı’nın da Medya ve İletişim Sorumluluğunu / Dijital Medya Yöneticiliğini üstlenerek omuzlarındaki yükü ve mesaisini katlayan Gökhan Nedim Deniz’e de bu süreçteki üstün emeği, iletişimi ve şubeyi kusursuz yansıtma çabası için ekstradan kocaman bir teşekkür etmek gerekir.
Salonda takımı bir an olsun yalnız bırakmayan, maçın her anında rakip üzerinde muazzam bir taraftar baskısı kuran, hücumda coşkuyu artırıp savunmada direnci büyüten harika taraftar ise bu gençleşen ve yenilenen takımın ihtiyacı olan özgüven ve itici güç oldu.

6. Hedef Back to Back; 4. EuroLeague ve 21.Lig Şampiyonluğu
Henüz uyum sürecinde olan Fenerbahçe’nin bu seviyede bir uluslararası finalde kupa kaldırması; Avrupa’daki rakip takımlar için son derece göz korkutucu ve net bir mesajdır.
Bu takım ligde zamanla, antrenman hafızası oluştukça ve Ahmet Çakı’nın yüksek tempolu, sert taktik şablonu tamamen benimsendikçe potansiyel tavanı çok daha yukarı çıkacaktır. Ahmet Çakı Karşıyaka’da göreve geldiğinde üst üste 11 maç kaybeden bir takımı diriltip ligde tutmayı başarmıştı.
Ahmet Çakı, erkek basketbolunda sert, disiplinli ve fiziksel teması yüksek bir oyun felsefesi benimser. Savunma odaklı, yarı saha organizasyonuna sadık ve çember altını karartmayı hedefleyen bir taktik anlayışı vardır. Kısa oyuncuların bireysel penetrelerinden ziyade, set disiplinine ve yüksek tempoda dahi agresif alan daraltmaya önem verir. Bakalım Kadın Basketboluna tecrübeleri nasıl evrilecek göreceğiz ancak duyumlarım bu sürecin devam edeceği zaten böyle bir kollej takımı için de harika bir yetiştirici, öğretici koç olarak başarıları kazandıracağına inanıldığı yönünde. Benim fikrim mi? Karşıyaka’dan beri konuşmadık. Umarım hasrete son veririz. Ben de kendisine inananlardanım. Yeni bir Miguel Mendez efekti karşımızda görüyorum şahsen.
Fenerbahçe Tarfin, sezona yeniden üst üste 4. kez EuroLeague şampiyonu olmanın en büyük, en hazır ve en net adayı olarak başladığını tüm Avrupa basketbol kamuoyuna ilan etmiştir. Aynı şekilde yerel ligde de hegemonyasını koruyan sarı-lacivertliler, müzesindeki mevcut 20 Türkiye Lig şampiyonluğunun üzerine yenisini ekleyerek, gözünü doğrudan kulüp tarihinin 21. zaferine dikmiş durumda.

7. Çimsa Mersin Ekolü ve Türk Basketbolunun Avrupa’daki Hegemonyası
Öte yana, bu organizasyonu ve bu büyük final heyecanını destekleyen, basketbolun sürdürülebilirliğine katkı sunan Çimsa’ya teşekkürlerimizi sunuyoruz. EuroCup şampiyonluğunun ardından kadın basketbolunda kurumsal bir ekole dönüşen, sürdürülebilir yatırımlarıyla dikkat çeken Çimsa ÇBK Mersin’in varlığı ve istikrarı Türk basketbolu adına büyük bir gurur vesilesidir. İki Türk kulübünün Avrupa’nın en büyük Süper Kupa finalinde karşı karşıya gelmesi, Avrupa kadın basketbolunda merkez üssün ve gücün artık tamamen Türkiye olduğunu dünyaya tescillemiştir. Mersin temsilcisinin de bu sezon kadro kalitesi ve organizasyon gücüyle Avrupa kulvarında yeniden kupaya yürüyeceğine inancımız tamdır.
Yeni başlayan bu sezona yine kupayla açılış yapan, bu ülkeye, sporseverlere ve camiaya bu büyük gururu yaşatan teknik ekibin, idari kadronun, şube yönetiminin ve sahadaki tüm sporcuların eline, yüreğine, emeğine sağlık!
Cihan FULSER
Gazeteci, Araştırmacı Yazar, Danışman
Detay İstatistikler İçin Fiba Resmi Sitesi: CIMSA CBK Mersin vs Fenerbahçe Tarfin – Final – SuperCup Kadınlar 2026 | FIBA Basketbolu