Yaşamak mı, Yaşama Çelme Takmak mı?
İnsan bazen kendine en zor soruyu sormaktan kaçınır: “Ben gerçekten ne yapıyorum bu hayatta?” Sadece günleri mi tüketiyorum, yoksa her güne bir anlam mı katıyorum?
Yaşamak… Nefes almak, günü geçirmek, akışa kapılmak… Bunlar kolaydır. Zor olan ise yaşadığını hissedebilmektir. Attığın adımın farkında olmak, söylediğin sözün sorumluluğunu taşımak, dokunduğun bir kalpte iz bırakabilmektir.
Bir de yaşama çelme takanlar vardır… Kendi yoluna taş koyanlar… Hırsıyla, öfkesiyle, kırgınlıklarıyla kendini tüketenler… Başkalarının hayatını zorlaştırırken aslında en çok kendine zarar verdiğini fark etmeyenler… Oysa insan, en büyük engeli çoğu zaman kendi içinde taşır.
Belki de mesele şudur: Hayat bize ne veriyor değil, biz hayata ne katıyoruz?
Bir insan, sadece yaşamakla yetinebilir. Ama bir başkası yaşadığı her anı anlamla doldurur. Bir tebessümle bir gönlü ısıtır, bir iyilikle bir yolu aydınlatır. İşte o zaman yaşam, sıradanlıktan çıkar; bir değere, bir iz bırakmaya dönüşür.
Seçim bizim…
Ya sadece var olacağız…
Ya da varlığımızla bir anlam bırakacağız…
Çünkü hayat, kendisine çelme takanı da hatırlar; ona değer katıp güzelleştireni de…
Ve eninde sonunda insan, kendi seçtiği yolun hikâyesi olur.