Ortadoğu’da savaş, gübre sektörünü ve tarımsal üretimi tehdit ediyor.

Ortadoğu’da savaş, gübre sektörünü ve tarımsal üretimi tehdit ediyor.
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Ortadoğu’da ABD–İsrail ile İran hattında yaşanan gerilim, yalnızca jeopolitik dengeleri değil, küresel tarım ve gübre sektörünü de derinden etkiliyor. Prof. Dr. Kadir Saltalı’nın hazırladığı bilimsel değerlendirmeye göre, savaşın en kritik etkisi azotlu gübre üretimi ve tedarik zinciri üzerinden ortaya çıkıyor.

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Saltalı, artan dünya nüfusunun beslenebilmesi için tarımsal üretimin artırılmasının zorunlu olduğunu vurgularken, bu artışın en önemli araçlarından birinin gübreleme olduğunu belirtiyor.

MOBİL REKLAM ALANI

GÜBRELEME OLMADAN VERİM DÜŞÜYOR

Bilimsel verilere göre gübreleme, tarımsal üretimi yüzde 40 ila 60 oranında artırıyor. Özellikle azotlu gübreler, bitkisel üretimde en yaygın kullanılan gübre türü olarak öne çıkıyor.

Atmosferin yaklaşık yüzde 78’i azot olmasına rağmen, bitkiler bu azotu doğrudan kullanamıyor. Bu nedenle tarımsal üretimde azotlu gübre kullanımı zorunlu hale geliyor. Azotlu gübrelerin verime etkisi ortalama yüzde 30–40 seviyesinde bulunurken, gübre kullanılmaması durumunda verimde ilk yıl yüzde 30–40, sonraki yıllarda ise yüzde 60’a varan düşüşler yaşanabiliyor. 

AZOTLU GÜBRE ÜRETİMİNİN TEMELİ: AMONYAK

Azotlu gübre üretiminin temelini amonyak (NH₃) oluşturuyor. Günümüzde küresel amonyak talebinin yaklaşık yüzde 77’si gübre sektöründen kaynaklanıyor ve bu talep her yıl ortalama yüzde 1,7 oranında artıyor. Küresel amonyak piyasasının büyüklüğü ise yaklaşık 100 milyar dolar seviyesinde. 

Amonyak üretiminin yüzde 75’ten fazlası doğal gaz kullanılarak gerçekleştiriliyor. Doğal gazın ana bileşeni olan metandan elde edilen hidrojen ile havadan alınan azot, Haber–Bosch yöntemi ile birleştirilerek amonyak üretiliyor.

Amonyak; karbondioksit ile üre, sülfürik asit ile amonyum sülfat, nitrik asit ile amonyum nitrat ve fosforik asit ile DAP ve MAP gübrelerine dönüştürülüyor. Bu süreçlerin büyük bölümü yine fosil yakıtlara bağlı olarak gerçekleşiyor. 

SAVAŞ, FİYATLARI HIZLA YUKARI ÇEKTİ

Ortadoğu’daki çatışmaların enerji arzı ve lojistik hatlar üzerindeki etkisi, küresel amonyak arzında daralmaya yol açtı. Bu gelişmelerin ardından uluslararası piyasalarda amonyak fiyatlarında yüzde 70–80 oranında artış gözlemlendi. 

Amonyak fiyatlarındaki bu yükseliş doğrudan azotlu gübre fiyatlarına yansırken, çiftçilerin gübre kullanımını azaltmasına neden oluyor. Bu durum bitkilerin yetersiz beslenmesine ve tarımsal verimde düşüşe yol açıyor.

GIDA FİYATLARI İÇİN UYARI

Tarımda verim düşüşü, arz-talep dengesinin bozulmasına neden olarak hem küresel hem de yerel ölçekte gıda fiyatlarının artmasına yol açıyor. Uzmanlara göre bu süreç, özellikle kırılgan ekonomilerde gıda güvenliği riskini artırabilir. 

TÜRKİYE’NİN MEVCUT DURUMU

Türkiye’nin yıllık amonyak ihtiyacı yaklaşık 1,6 milyon ton seviyesinde bulunurken, bunun yalnızca yüzde 30’u yurt içinde üretilebiliyor. Geri kalan kısmı ise ithalat yoluyla karşılanıyor. 

Yaşanan gelişmeler üzerine Türkiye, kısa vadeli önlem olarak 11 Mart 2026 itibarıyla üre gübresi ihracatını durdurdu. Benzer şekilde diğer azotlu gübre türlerinde de ihracat kısıtlamalarının gündeme gelebileceği ifade ediliyor.

DOĞAL GAZ BAĞIMLILIĞI KRİTİK RİSK

Azotlu gübre üretiminin en önemli girdisi olan doğal gaz, Türkiye’de büyük ölçüde ithalata dayanıyor. Türkiye boru hatlarıyla Rusya, Azerbaycan ve İran’dan; LNG yoluyla ise ABD, Cezayir, Norveç, Nijerya ve Mısır’dan doğal gaz temin ediyor. 

Bu çeşitlilik arz güvenliği açısından avantaj sağlasa da küresel fiyat dalgalanmalarının iç piyasaya yansımasını engellemiyor.

ÇÖZÜM: VERİMLİ KULLANIM VE EĞİTİM

Uzmanlara göre tarımda kullanılan azotun yalnızca yüzde 30–50’si bitkiler tarafından değerlendirilebiliyor. Geri kalan kısmı ise yıkanma, gazlaşma ve diğer kayıplarla sistem dışına çıkıyor.

Bu nedenle doğru gübreleme zamanı, damla sulama, kontrollü sulama ve gübrenin bölünerek uygulanması gibi yöntemlerle verimlilik artırılabilir. Ayrıca çiftçilere yönelik yaygın eğitim programlarının devreye alınması öneriliyor. 

GELECEK: YEŞİL AMONYAK ÜRETİMİ

Orta ve uzun vadede en önemli çözüm olarak yenilenebilir enerji kaynaklarıyla “yeşil amonyak” üretimi gösteriliyor. Bu yöntemde doğal gaz yerine su elektrolizi ile hidrojen elde edilerek amonyak üretimi gerçekleştiriliyor.

Halihazırda dünya genelinde bu yöntemle üretim oranı yüzde 5 seviyesinde bulunurken, ABD, Çin ve Suudi Arabistan bu alanda yatırım yapan ülkeler arasında yer alıyor. 

TÜRKİYE İÇİN YENİ ÜRETİM MERKEZLERİ

Türkiye’de Konya Karapınar ve Afşin-Elbistan bölgeleri, güneş ve rüzgâr enerjisi potansiyeli sayesinde yeşil amonyak üretimi için uygun bölgeler arasında gösteriliyor.

Bu bölgelerde kurulacak tesislerle hem kimyasal hem de organomineral gübre üretiminin artırılması ve dışa bağımlılığın azaltılması hedefleniyor.

DEVLET DESTEĞİ ŞART

Uzmanlar, yenilenebilir enerji ile amonyak üretiminin teşvik edilmesi, alım garantileri sağlanması ve gübre üretiminde regülasyon mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

SONUÇ: TARIM, ENERJİ VE JEOPOLİTİK AYNI HATTA

Ortadoğu’daki savaş, enerji, tarım ve gıda güvenliği arasındaki güçlü bağı bir kez daha ortaya koydu. Mevcut gelişmeler, gübre ve gıda fiyatlarında dalgalanmanın süreceğine işaret ederken, ülkelerin yerli üretim kapasitesini artırmaya yönelik stratejik adımlar atmasının kaçınılmaz olduğu değerlendiriliyor.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ