Market Raflarının Arasında Kaybolan Can: Aydın Karay’ın Ardından…
Bazen bir toplumun en karanlık gerçeği, en sıradan görünen mekânlarda ortaya çıkar. Bir zincir marketin aydınlık koridorları, o gün Beylikdüzü’nde büyük bir trajedinin sahnesi oldu. BİM mağazasında çalışan Aydın Karay, görevinin başındayken bıçaklı saldırıya uğrayarak hayatını kaybetti. Ekmek parası için raf dizen, kasa açan, müşteriye yardımcı olan bir emekçinin yaşamı, bir anda ve geri dönülmez şekilde son buldu.
Aydın Karay’ın ölümü sadece bir aileyi değil, bütün bir ülkeyi yaraladı. Çünkü bu olay, zincir marketlerde çalışan binlerce insanın her gün sessizce göğüslediği güvenlik sorunlarını yeniden gözler önüne serdi. Bu acı olayın ardından kamuoyunun yönelttiği sorular yalnızca bilgi talebi değil, aynı zamanda adalet ve sorumluluk çağrısıdır.
Kamuoyu şu sorulara yanıt bekliyor:
• Saldırıyı gerçekleştirdiği iddia edilen Ceyhun Türkgenç hakkında işletme tarafından resmî bir şikâyette bulunulmuş mudur?
Bu, yalnızca hukuki bir süreç değil; çalışanların güvenliği konusunda verilen mesajın da göstergesidir.
• Aydın Karay’ın ailesine ne tür destek sağlanmıştır?
Hayatını kaybeden bir çalışanın arkasında bıraktığı yıkımın büyüklüğü ortadadır. Bu nedenle işverenin tutumu, insanlık ve vicdan açısından büyük önem taşır.
• Benzer olayların yaşanmaması adına hangi güvenlik adımları atılmıştır?
Bir güvenlik görevlisi bulundurulması, acil durum protokollerinin güncellenmesi, personelin korunmasına yönelik tedbirlerin güçlendirilmesi… Bunların hangileri hayata geçirilmiştir?
Bugün market çalışanları, toplumun en görünür ama en korunmasız emekçileridir. Kimi zaman bir kavganın ortasında, kimi zaman hırsızlık girişiminin hedefinde, kimi zaman ise hiç tanımadıkları insanların öfkesinin içinde kalıyorlar. Aydın Karay’ın ölümü, “Bu kadar kolay olmamalı!” dedirten bir gerçeği tokat gibi yüzümüze çarptı.
Bu nedenle, BİM başta olmak üzere tüm zincir marketlere düşen görev açıktır:
Çalışanlarını sadece birer personel numarası olarak değil, yaşamları korunması gereken insanlar olarak görmek.
Toplum olarak bizler de Aydın Karay’ın ardında bıraktığı sessiz çığlığı duymak zorundayız. Çünkü onun ölümü, hepimize şu soruyu yeniden sorduruyor:
“Çalışma hayatında güvenlik bir lüks mü, yoksa en temel insan hakkı mı?”
Aydın Karay’ın anısı, rafların arasında kaybolup gitmesin. Bu soruların yanıtı verilsin, gerekli adımlar atılsın ve bir daha hiçbir emekçi görev başında can vermesin.